Bugün 13 Aralık 2017 Çarşamba
Adalet Üzerine
Adalet olgusu ile dört-beş yaşlarımda tanıştım. Her aybaşında babam maaş aldığında, büyükçe bir çikolata alır gelirdi. Bu, aybaşının gelmesinin sevinci anlamına geliyordu. Akşam, adeta bir tören gibi, babam eline tahta bir cetvel alır, bıçakla titizlikle izler koyarak çikolatayı beş eşit parçaya bölünecek şekilde işaretlerdi. Daha sonra yine cetvelin yardımıyla çikolatayı, kırıntı bırakmayacak şekilde dikkatlice keserdi. Hepimiz aynı miktarda yer ve çok mutlu olurduk. Çikolata hepimize yeterdi. Bilirdik ki kimsenin ayrıcalığı yoktu.. Kimse daha fazlasını ummaz, beklemez, hakkına razı olurdu. O zaman anladım ki mutlu olmak için, zengin olmaktan ziyade, bir güzelliği eşit olarak paylaşmak çok daha önemli. Belki de çikolatanın tadından çok adaletin lezzeti ve hazzı kaldı damaklarımızda.
14.07.2017ERGİN ERENOĞLU - Yazi Arşivi
Jean Jacques Rousseau‘yu ilk okuduğumda aklıma hemen çocukluğumda yaşadığım bu aybaşı sürprizleri geldi:
“Senin özgürlüklerinin bittiği yerde bir başkasının özgürlüğü başlar,
Özgürlük ve sorumluluklarımızın sınırı bir başkasının da özgürlük ve sorumluluklarının sınırıdır. "
Yani hiç kimse sonsuz özgür değildir.
Aksi halde bu, başkalarının özgürlüğünden ve adaletinden çalınmış demektir.

Mutluluk da öyle…
Bütün çikolataları siz yememelisiniz.
Çikolatanın tadını, lezzetini başkalarıyla paylaşarak mutlu olmalısınız. Rousseau’nun kitabının adı “Contrate des Sociale” Yani: Toplumsal Sözleşme. Ülkemizde ilk çevirisi “İçtimai Mukavele” olarak çıktı.
Buradan dilin de nasıl zamanla değiştiğini, her şey gibi yaşayan, gelişen, değişen bir olgu olduğunu anlıyoruz.

Adaleti her birimiz, bir ilke olarak içimize sindirmek zorundayız. Herkes tarafından ortaklaşa kabul gören, benimsenen, samimi biçimde desteklenen bir ilke. Bir ilke, bir kural, bir düşünce. Hatta bir yaşama tarzı…

Alman filozof  Immanuel Kant anlatmış bunu bize:

“Öyle hareket et ki, yapıp ettiklerin, davranışların genel geçer bir ilke olabilsin.” Yani “sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma!”
Düşünce Dünyasında bu temel etik kuralı, yasayı temellendiren Kant, özel hayatında son derece kurallı, düzenli ve ilkeli bir insan olarak bilinirdi.
Küçük bir kasaba olan Königsberg’den ömrü boyunca hiç ayrılmamış, son derece sakin ve düzenli bir hayat yaşamış. Günlük hayatı da o kadar düzenli ve dakikmiş ki; her gün aynı saatte, aynı işleri titizlikle yaparmış.
Çarşı esnafı saatini onun geçiş zamanına bakarak ayarlarmış.

ÖZGÜRLÜK, ADALET, EŞİTLİK…

Toplum halinde yaşamanın vazgeçilemez üç şartı;

Bu ilkeler olmazsa, mutlu ve huzurlu bir toplum asla olamaz.
Oysa pek çok ülke, bu kurallara inanıyor gibi yapıp da onları esneten, kendi çıkarlarına göre şekillendiren yöneticiler tarafından yönetiliyor ne yazık ki…

Tıpkı George Orwell’in yazdığı gibi:
“Bütün hayvanlar eşittir, Ama bazı hayvanlar daha eşittir!”
Okumayanınız, bilmeyeniniz, duymayanınız yoktur diye düşünüyorum:
George Orwell “Animal Farm” (Hayvan Çiftliği) adlı eserinde hayvanlar üzerinden anlattığı bir öyküyle eşitliğin, adaletin nasıl suiistimal edildiğini anlatır.
Kendilerini sömüren, haksızlık eden sahiplerine karşı ayaklanan hayvanlar çiftliği ellerine geçirirler.
Ama ayaklanmayı örgütleyen hayvanın yaptığı entrikalarla aslında diğer hayvanların mutluluğundan çok kendi çıkarları için bir diktatörlük kurar.
Bu diktatörün ağzından hiç eşitlik ve adalet kavramları eksik olmaz.
Haksızlıkları fark edip itiraz edenler ise bozgunculukla suçlanır ve hapse atılırlar…

Yalnızca Orwell’in hayvan çiftliğinde değil, modern toplumlarda da ülkelerini çiftlik haline getirenlere karşı hak arama mücadelesi vermek öyle kolay değil.
Hemen hain, bozguncu ilan edilir özgürlüğünden olabilir.
Ama toplum olabilmenin, özgür ve mutlu olabilmenin, insan olabilmenin başka bir yolu yok.
Hakkınızı arayacaksınız!
Bunun için, adalet kavramını kullanarak adaleti zedeleyenlerin deşifre edeceksiniz.
Hak ve hukuk, herkesin kendine göre yorumlayabileceği, lastik gibi esnetebileceği, duruma göre suiistimal edebileceği kavramlar.
Ama gerçek ‘adalet’in, ‘hak’kın, ‘hukuk’un ne demek olduğunu ona gerçekten ihtiyacınız olduğunda anlıyorsunuz.
İşte o yüzden, başkası sizi yargılamadan, siz kendi adalet mahkemenizi kendi vicdanınızda kurun.
Önce bir yargılayın bakalım kendinizi: adil misiniz?
Çok geç olmadan…
Tüm Yorumlar
esra tahir20.07.2019-17:53:55 Adaletin olmadığı bir hayat hayat mıdır Allah aşkına. Ergin bey sizi yazınızla tanımış oldum. Takip edeceğim bundan sonraki yazılarınızı takip edeceğim.saygılar.
Ali tunç20.07.2016-16:17:59 Nefis bir yazı.adalet bu İşte. Özgürlük eşitlik adalet bu İşte. Ergin Bey teşekkür ediyorum.
1

Tüm Yorumlar

 
Turan Otel
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2017 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.