Reklamı Geç
AK PARTİ 10 KASIM
Bugün 15 Kasım 2018 Perşembe
Düzce Adinin İlk Kullanilişi “düzce Bazaar” Ve…
Düzce adına ulaştığımız arşivlerdeki ilk kayıt 1530 yılına ait olan Anadolu Vilayetleri Muhasebe Defteridir. Defterde ‘Düzce Bazar’ olarak belirtilen ve o yıllarda bir pazar yeri olan Düzce, 1530 yılında Bolu Livasına bağlı Konrapa kazası tarafından idare ediliyordu. Kayıtlara göre Düzce Bazar’da İsa Kadılıoğlu Mehmet Bey denilen bir çiftlik vardı. Yıllık geliri 1200 akça olan çiftlikten yaklaşık 824 akça bir vergi geliri sağlanmaktaydı. Bu çiftlikte dört hane vardı. Çiftlik çalışanları ve etrafında yaşayanları Düzce'nin ilk yerleşimcileri olarak düşünebiliriz.
21.02.2018Nejat Özsoy - Yazi Arşivi

Düzce Pazarı ve etrafındaki yerleşimlerin ne zaman kurulduğuna dair net bir bilgi yoktur. Pazarın bu bölgede kurulmasının en önemli nedeni ise ana yol üzerinde bulunması ve ovada merkezi bir konumda olmasıdır.(1)

1530 yılına ait olan kayıtlarda Bolu Livasına bağlı olan Konrapa Kazası 50 köy, 35 mezra ve 13 çiftlikten oluşan ve toplam hane sayısı 2036 olan bir yerleşim birimiydi.(2) Konuralp 1519 yılına ait tahrir defterlerine göre 56 köy ve 5 mezradan, 1568 tahrir defterlerine göre ise 63 köy ve 2 mezradan oluşuyordu.

Düzce ovasının yanı sıra Akçakoca ve Yığılca’da Konrapa’ya bağlıydı.(3) 1568 yılına ait 547 numaralı vakıf defterinin Konrapa bölümünde yukarıda belirttiğimiz Düzce Bazar’ın ilk sakinlerine ait bir vakıf kaydı da bulunmaktadır. Defterde vakıf tanıtımı şöyle ifade edilmektedir: “Karye-i Düzce Bazar Yurduna İsa Kadı Oğlu Mehmed Bey tasarruf ettüğü çiftliği eben an-cedd vakfiyet üzere mutasarrıflardır deyu mukayyed der-defter-i atik haliya Veli mutasarrıf ba-berat-ı cedid-i alişan.” (4)

Fransız tüccarı ve gezgini Jean Baptiste Tavernier 1632 yılında Türkiye, İran ve Hindistan’a yaptığı gezilerin ilkinde İstanbul’dan Tokat, Erzurum, Erivan ve İran’a geçerken muhtemelen Şubat ayı içinde Hendek, Düzce, Bolu yolu ile bölgemizden geçmiştir.

1676 yılında Paris’te yayınlanan gezi notlarında Düzce ‘Tuskebazar’ olarak ifade edilmektedir.(5) Evliya Çelebi 1646 yılının Mayıs-Haziran aylarında Defterdar zade Mehmet Paşa ile İstanbul’dan Erzurum'a giderken, İzmit, Sapanca, Hendek, Düzce, Üskübü, Bolu, Gerede güzergâhı ile bölgeden geçmiştir ve Düzce’den ‘Düzce Pazar’ kasabası olarak bahsetmiştir.(6) Kâtip Çelebi’de 17. yüzyılın ortalarında kaleme aldığı Cihannüma adlı eserinde Düzce için ‘Düzce Pazar’ ifadesini kullanmıştır.(7)

Düzce 18. yüzyılda ovada bulunan yerleşim birimlerinin merkezi konumunda olan küçük bir köy hüviyetindeydi. Nüfusu 1718’li yıllarda vergi alınan hanelerin belirtildiği avarız hane kayıtlarına göre kendine bağlı yerleşimlerle birlikte 600 dolayındayken,(8) 1831 tarihli nüfus sayımına göre 14 farklı divana ait 24 karyede Düzce Kazası’nın nüfusu 5892 civarındaydı.(9)

1844-45 yıllarını kapsayan temettü sayımlarından çıkarılan, divanlara bağlı karyelerdeki nüfus 4430 civarındaydı.(10) 1844-45 yıllarında yapılan temettü sayımları vergi düzenlemelerine esas olmak üzere yapıldığı için çok güvenilir olmayabilir. 1831 nüfus sayımı ile 1844-45 yılları temettü sayımları arasındaki farkın kaynağının bu olması muhtemeldir. 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre Konuralp (Üskübü) merkez ve kır nüfusu toplamı 5310 iken yine 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre Gümüşâbâd merkez ve kır nüfusu toplamı 825’dir.(11) Bu durumda 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre Düzce ovasındaki üç birimde toplam nüfus 10565 civarındaydı. 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre Akçakoca merkez ve kır nüfusu toplamı ise 2970 civarındaydı.(12)

Düzce, İstanbul ile Anadolu arasında bir geçiş noktası olması ve tarihi yapısı nedeniyle gezginlerin  uğrak noktalarından biri olmuştur. 18. ve 19. yüzyıl mesafe haritalarında da geçiş noktası olarak gösterilen bir yerleşim yeridir. Osmanlı’da ticarî ve ekonomik faaliyetler, ordunun bir yerden bir yere sevki, merkezin taşradaki idari birimlerle irtibatının sağlanması gibi hususlar, düzenli olarak işleyen yol şebekeleri sayesinde mümkün olmuş ve memleketin dört bir tarafına ulaşan bir yol şebekesi kurulmuştur.

Anadolu’da sağ, sol ve orta kol olmak üzere üç ana güzergâhtan oluşan bu ana yolların orta ve sol kolu Üsküdar’dan başlayıp Düzce ve Bolu’dan geçerek Merzifon’a kadar aynı yolu takip etmekte ve buradan orta kol Musul ve Bağdat’a, sol kol ise Tebriz’e kadar uzanmaktaydı.(13) Osmanlı Devleti’nde bir kervanın durup geceyi geçirdiği, resmî evrak taşımakla görevli olan bir memurun belirli mesafelerde at değiştirmek, dinlenmek veya geceyi geçirmek için mola verdiği yer ya da bina için menzil tabiri kullanılırdı. Yol güzergâhları arasında belirli mesafelerle menziller bulunurdu.(14) 1677 tarihli arşiv belgelerinde Düzce’nin Osmanlı Menzil Teşkilatına girdiği anlaşılmaktadır ve kayıtlarda ‘Düzce Pazarı Menzili’ olarak geçmektedir.(15)

Halk ağzında Bağdat yolu diye tabir edilen yol, elimizdeki bilgilere göre Düzce ovasına Hendek’ten Bıçkı (Yeşilyayla), Eğridere geçidi (şimdiki otoban güzergâhı) kanalıyla ulaşmaktaydı. Gümüşova Yongalık mevkiinden devamla Köprübaşıömerefendi köyü ve İstilli köyü civarından geçmişteki adı Sakarya (Melen köprüsü) olan ve günümüzde kalıntıları olan ve tekrar inşa edilen köprü civarından geçilerek şimdiki Eski Bağdat caddesi istikametinden Düzce şehir merkezine varılmaktaydı.

Yol buradan Üskübü’ye bağlanıyor ve Üskübü, Bakraz, Muncurlu, Üçköprü boğazı, Darıyeri istikametiyle Bolu’ya devam ediyordu.(16) Ovadaki diğer yol güzergâhı da; Eğridere geçidinden ovaya girdikten sonra, Yongalık mevkiinden devamla Kışla/Gümüşâbȃd (Bağdat Caddesi), Avlıyan köprüsü, Karaköy, Çilimli ve Vakıf üzerinden Üskübü idi.

KAYNAKLAR VE DİPNOTLAR

(1) Hikari Egawa – İlhan Şahin, “From Bazaar to Town: The Emergence of Düzce”, Kyoto Bulletin of Islamic Area Studies, 3-1 (Temmuz 2009), s.295,296.

(2) T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, 438 Numaralı Muhasebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri (937/1530) (Bolu, Kastamonu, Kengırı ve Kocaeli Livaları), Yayın No:20, Cilt 2, Ankara 1994, s. 53.

(3) Hakan Asan, “547 Nolu Vakıf Defterine Göre Konuralp Vakıfları Tarihi”, Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir 2011, s. 3.

(4) Hakan Asan, a.g.t., s. 72.

(5) Jean Baptiste Tavernier, Les six voyages de Jean Baptiste Tavernier, Paris 1676, s.7.

(6) Yücel Dağlı-Seyit Ali Kahraman, Günümüz Türkçesiyle Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 2. Cilt 1. Kitap, Yapı Kredi Yayınları 2011, s. 201.

(7) Cihannüma, Kâtip Çelebi, Müteferrika Baskısı 1732, s. 653. - Cihannüma adlı eserinde Kâtip Çelebi Konrapa ve Düzce’yi: “Konrapa Üskübü cenûbun da (güney) Bolu’dan bir menzil garba (batı) yirmi karyeli bir kazadır. Nice hanları vardır. Hafta pazarı durur, mahsulü pirinç ve kaymağı olur. Cenûb tarafında Uğur suyu derler bir nehir olup Efteni gölüne mensup olur. Düzce pazarı dedikleri anayol üzerinde hanları bulunan bir yerdir. Etrafında dağlar içinde birkaç karyesinden ibarettir ki pazarı o hanlar yanında durur ve çeltikleri nehirleri Melenden gelen sudan temizlenir. Halkı camız (manda) besleyip saf kaliteli pirinç yetiştirirler. Bolu tarafına ve Mudurnu canibine düşen dağlarında zerdeva (ağaç sansarı) denilen kürkü değerli bir hayvan ve yaban tavuğu bulunur.” diye tasvir eder.

(8) Zeynel Özlü, “Tanzimat Döneminde Bir Batı Karadeniz Kenti: Düzce (Sosyo – Ekonomik Analiz)”,http://www.bap.duzce.edu.tr/bapprojesonuc/Tanzimat_Doneminde_Bir_Bati_Karadeniz_Kenti_Duzce_BAP.pdf, s. 18. Erişim:11.11.2011

(9) Mustafa Keskin, 1831 Tarihli Nüfus Sayımına Göre Düzce, Düzce Belediyesi Kültür Yayınları, Kasım 2014, s. 11. – Nüfus toplamında Konuralp kazası ve Gümüşâbâd kazasına ait divanlara bağlı karyeler hariçtir. Bu 24 karye; Darıyeri Divanına bağlı Yörükler, Mengencük, Muncurlu ve Sarıgöl karyeleri. Eğerciler Divanına bağlı Hacı Mahmud, Akçalar ve Murahham karyeleri. Bakraz Divanına bağlı Gündolaması, Yahyalar ve Akçaşehir karyeleri. Bekeçler Divanına bağlı Bekeçler ve Çavuşlar karyeleri. Yukarı Melen Divanı, Serembe karyesi. Şahinciler Divanı, Hacıyeri karyesi. Bataklı Divanı, Hacı Ahmed karyesi. Karapınar Divanı, Karapınar karyesi. Akpınar Divanı, Dereli karyesi. Bey Divanına bağlı Bey ve Mengecük karyeleri. Calur Divanı Çiftler ve Metekler karyesi. Efti Divanı Bey karyesi. İmamlar Divanı, İmamlar karyesi. Aşağı Melen Divanı, Keydani karyesidir. Bunun yanı sıra Şeyh Bızınlı Aşireti Ekrad (Kürt) Taifesi ve Müslüman Kıptilerde nüfus toplamı içindedir. - Zeynel Özlü, Batı Karadeniz’de Antik Bir Osmanlı Kenti: Prusias ad Hypium, Üskübü (Konuralp), İstanbul 2008, s. 41. - 1844 yılına ait

temettuat defterlerine göre Konuralp (Üskübü) yerleşim birimleri de şunlardır; Arabacılar Divanı, (Arabacılar Divanı Elekçiyan Taifesi, Arabacılar Divanı Kazğancılar Taifesi, Arabacılar Divanı Kıptiyan Taifesi, Arabacılar Divanına tabi Ahmedciler Köyü), Asağıkaraköy Divanı, Çilimli Divanı, Gideni Divanı, Fidani Divanı, Milan (Melen) Divanı (Aşağı Oymak ve Orta Oymak Köyü, Milan Divanı Çayırlı Cuma Ağsaklar Köyü, Milan Divanı Çayırlı Cuma Oymağı, Milan Divanı Orta Oymak Köyü), Sarı Kasımlar Divanı, (Sarı Kasımlar Divanı Kazancı Taifesi, Sarı Kasımlar Divanı Kıptiyan Taifesi), Avlıyan Köyü, Yukarıkaraköy Divanı, Yukarıkaraköy Divanı Kıptiyan-ı Müslimin, Vakıf Divanı, (Vakıf Divanı Kıptiyan-ı Müslimin), Ağlıyan Divanı, Merkezde; Terzialiler Mahallesi, Tekke Mahallesi, Orta Mahalle ve Keşiş Mahallesi. - Zeynel Özlü, 19. Yüzyılda Bir Batı Karadeniz Kenti Gümüşâbâd/Gümüşova (Sosyal-Kültürel ve Ekonomik Durum), İstanbul 2015, s. 26 - 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre Gümüşâbâd kazası yerleşim birimleri de şunlardır; Cuma Divanı, Ören Divanı ve Kışla Divanı. - Zeynel Özlü, 18. ve 19. Yüzyıllarda Karadeniz’de Bir Kıyı Kenti: Akçakoca, İstanbul, 2008, s. 23. - 1844 yılına ait temettuat defterlerine göre Akçakoca kazası yerleşim birimleride şunlardır; Kırsal alanda Akkaya Dîvânı, Arabacılar Dîvânı, Dadalı Dîvânı, Eftuni Dîvânı, Fakıllı Dîvânı, Karkın der tabi-i Kıramca Kilise, kent merkezinde ise Kerâmeddîn Dîvânı Hacı Yusuflar Mahallesi, Kerâmeddîn Dîvânı Kabakçılar Mahallesi, Kerâmeddîn Dîvânı Yukarı Mahalle, Kerâmeddîn Dîvânına tabi Koçköy köyü, Kerâmeddîn Mahallesinden Aşağı Mahalle, Kerâmeddîn Mahallesine tabi Kabaklı Köyü ve Tahirli Dîvânı’dır.

(10) Zeynel Özlü, Tanzimat Döneminde Bir Batı Karadeniz Kenti: Düzce (Sosyo – Ekonomik Analiz), s. 19. Erişim:11.11.2011 - Temettüat sayımlarına bakıldığında, vergi mükellefi olan hane reislerinin gelirlerinin tespiti için yapıldığını görmekteyiz. Bu defterlerde genellikle hane reisleri belirtilmiştir.

(11) Zeynel Özlü, Batı Karadeniz’de Antik Bir Osmanlı Kenti: Prusias ad Hypium, Üskübü (Konuralp), s. 42, 43. - Zeynel Özlü, “19. Yüzyılda Bir Batı Karadeniz Kenti Gümüşâbâd/Gümüşova (Sosyal-Kültürel ve Ekonomik Durum)”, s. 84.

(12) Zeynel Özlü, 18. ve 19. Yüzyıllarda Karadeniz’de Bir Kıyı Kenti: Akçakoca, s. 91, 92.

(13) İsmet Miroğlu, “Osmanlı Yol Sistemine Dair”, Tarih Enstitüsü Dergisi, Sayı 15, 1997, s. 241. – İzzet Sak, Cemal Çetin, “17. ve 18. Yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nde Menziller ve fonksiyonları: Akşehir Menzilleri Örneği”, S.Ü. Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı 16, Konya, s.182.

(14) İsmet Miroğlu, a.g.m, s. 180.

(15) Hikari Egawa – İlhan Şahin, a.g.m, s.297,299. – Başbakanlık Osmanlı Arşivi, Maliyeden Müdevver Defterler (MAD), no.4108, s.33.

(16) 19 Ağustos 1811 tarihli arşiv belgesinde belirttiğimiz istikamet üzerine yolcuların ve kervanların güvenliğini sağlamak için dört tane karakol yapılması talimatı verilmiştir: “Gümüşâbâd dâhilinde Eğridere namıyla maruf muhataralı mahallin emniyet ve selametini istihsal için münasip yerlerine ahşaptan derbent yapılarak birinin Hendek, birinin Gümüşâbâd, birinin Düzce ve Üskübü kazalarına vaz'ı istizanı.” – (T.C. Başbakanlık Osmanlı Arşivi, C.AS., 29/B /1226 Hicri, Dosya No:65, Gömlek No:3071)

Tüm Yorumlar
Şuan Kayıtlı Bir Yorum Bulunmamaktadır.İlk Yorumu Siz Yapmak İster misiniz?

Tüm Yorumlar

 
Turan Otel
Öne Çıkanlar
Arşiv
Anasayfa
Foto Galeri
Videolar
Köşe Yazarları
Hakkımızda
Reklamlar
Editör
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright © 2018 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.