Sevgi Duygusu...

SEVGİ, muhabbet eş anlamlı kelimeler. Sözlükte bu kelimeler kadar dolgun, sevimli, anlam yüklü bir başka kelime olduğunu sanmıyorum.

SEVGİ, insana verilen duyguların en kapsamlısı. İnsan bu duyguyla bütün evreni ve içindekileri kalbine sığıştırıyor. Yerde gökte ne varsa, tümünü seviyor, ilgi kuruyor.

MUHABBET, belki de evrenin ve insanın yaradılış sebebidir. Sevgisiz bir kâinat ve insan düşünülebilir mi? Sevgi öylesine engin ki kalbimizde, varlıkları sevdikçe azalmak yerine kat kat ziyadeleşiyor. Bu duygumuzu bol bol kullanmak için yeryüzü muhteşem bir güzellikler sergisi olarak serilmiş önümüze. Her mevsim âdetâ bir güzellikler denizi. Çeşit çeşit, renk renk, boy boy, desen desen hayvanlar, bitkiler, karalar, denizler... Çiçekler, meyveler, güzel kokular kendilerine sevgimizi aralıksız davet etmekteler. Muhteşem bir armoni, harikulâde bir mûsikî bu. Ve biz sevgimizle bu sayısız davetlileri kucaklıyor, bağrımıza basıyor içimize çekiyoruz. Hayattan lezzet almanın anlamı bu olsa gerek.

Hepimizin sevgi, şefkat ve ilgiye ihtiyacı var, değil mi?

SEVGİ bir iksir, bir ilâç. Sıkıntılarımızın, dertlerimizin, sorunlarımızın ilâcı. Nice çözümsüz görünen dertleri, problemleri sevgi dolu bir sözcük halledivermiş, asık suratları güldürmüş, kırılan kapleri onarmış, müzmin yaraları tedavi edivermiştir. Bunun örneklerini meslek hayatımda çok yaşadım. Sorunlu, problemli örencilerimle sevgi sayesinde elde etmeyi başardığım olumlu sonuçlar,sevginin gücünün aşılmaz olduğunu gösterdi bana.

SEVGİ'nin önemli sebepleri de var tabii. Güzellik, mükemmellik, en başta gelenleri. Samimiyet, içtenlik, dürüstlük, vefa gibi hasletler de önemli. En sevdiğimiz insanlar da bu özellikleri taşıyanlardır diye düşünüyorum.

SEVGİ de güzel, sevmek de. Yalnız elemsiz, kedersiz olmak şartıyla. Sevgi devamlılık kazanmazsa, sevdiğimiz varlıklar bizden ayrılır, vaya ölürlerse o zaman sevgi tam bir acı ve ıstırap kaynağına dönüşüverir. Yüreklerimizi yakan, gözyaşlarımızı sele döndüren en derin ıstıraplarımız, sevdiklermizin ayrılık ve zevalinden değil midir? Ayrılık hüzünlerini dile getiren nice şiirler yazılmış, nice türküler , ağıtlar yakılmıştır. Edebiyat kaynaklarımız bu gerçeğin örnekleriyle dolu.

Aslında sevgi duygusu, bize sevgiyi verene yöneltmek için verilmiştir. Yani, güzelliği eşşsiz ve sonsuz, mükemmelliği, yüceliği sınırsız, zâtı ölümsüz, ebedî olana. Elemsiz, kedersiz, ıstırapsız sevgi derken bunu kasdediyorum. Sevgi hissimizi yalnızca dünyadaki geçici, ölümlü varlıklara hasretmek, sevgiyi amacı dışında kullanmak, felâketi bilerek tercih etmektir.

Peki, dünya ve içindekileri sevmiyecek miyiz? Annemizi, babamızı, eşimizi, çocuklarımızı, dostlarımızı, arkadaşlarımızı, insanları, hayvanları, mevsimleri, çiçekleri, tabiatı vesaireyi sevmiyecek miyiz? Seveceğiz elbette. Yalnız önce bizi ve diğer varlıkları yaratanı, hayat vereni, besleyip terbiye edeni seveceğiz. Varlıkları da O'nun hesabına seveceğiz.

Yaratılanı seveceğiz, Yaradandan ötürü. Rabbimizi sevmek, arzu ve isteklerimizin ebediyyen, kesintisiz kabulü demek. Kalbimizdeki Allah sevgisi olunca dünyadaki sevgililerimizin ayrılığı da geçiciliğe dönüşüyor ve Ahirette ebedi beraberlik hükmüne geçiyor. Allah'a iman ve muhabbet varsa herşey vardır. Bütün sevdiklerimiz de ebedidir.

Severek mutlu olmak bizim elimizde. Sadece bir şartı var: Allah ve Rasulünü sevmek, bizi herkesten çok seven Rabbimizin rızası dairesinde yaşamak. Kısacası, "Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz; hayatınızı iman ile hayatlandırınız, ferâizle zinetlendiriniz, günahlardan kaçınmakla muhafaza ediniz."


NEJDET PEHLİVAN : http://www.duzceobjektif.com/Yazaroku.asp?id=54
Düzce Objektif ve Objektif Gazetesi