• 25.12.2021 18:14
  • (4)

Gazetemiz Objektif’in Araştırmacı-Yazarı Nejat Özsoy,  “Düzce’nin Göçmen Toplulukları” başlıklı 4. Seri yazısında bir tarihçinin Düzce’yi “Sefine-i Nuh” veya “Nuh’un Gemisi” olarak tasvir ettiğini yazdı.

İsterseniz önce Nejat Özsoy’un köşe yazısındaki o bölüme birlikte bir göz atalım:

“Düzce’ye 1864 Çerkes sürgünü ve 1877–1878 Osmanlı - Rus Savaşı sonrası Kafkasya’dan ve Rumeli’den gelen Çerkes ve Abazaların yanı sıra Batum ve Doğu Karadeniz civarından Gürcüler, Mohdi Lazlar ve Hemşinliler, Kırımdan Tatarlar, Rumeli’den (Osmanlı İmparatorluğu'nun Güneydoğu Avrupa'daki topraklarının tümü) Bulgaristan Muhacirleri, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar ile Selanik ve çevresinden mübadele göçmenleri (Dramalı, Vardarlı, Kavalalı ve Serezliler) iskân olundular. Daha sonraları Karadeniz’in Rize, Trabzon, Ordu ve Giresun yöresinden gelenler oldu ve bunlara Doğu Anadolu’dan gelenlerde eklendi. Düzce’de göçler sonrası oluşan etnik çeşitlilik nedeniyle tarihçiler Düzce’yi ‘Sefine-i Nuh’a’ yani Nuh’un Gemisi’ne benzettiler.(Nejat Özsoy’un köşe yazısı www.duzceobjektif.com’ da)

Bana göre bugüne kadar Düzce’nin “en iyi ifade edildiği”; “Düzce’yi En İyi Anlatan” bir sözcüktür bu: “SEFİNE-İ NUH” VEYA “NUH’UN GEMİSİ”…!

Benim yazımı okumadan Nejat Özsoy’un yazısını okursanız bana hak vereceksiniz…!

Düzce bu işte…Düzce kültürünün yansımasıdır bu…!

Böyle bir özellik, böyle bir güzellik, böyle bir benzetme bugüne kadar hangi ile nasip olmuştur Allah için…!

Bunu niçin söylüyorum…Düzce böyle özellikte ve güzellikte olan bir yer, bir il…“Düzceliyim” veya “Düzce’de yaşıyorum o halde bende Düzceliyim” diyenler bu kentin değerini bilesiniz diye hatırlatıyorum…

Tarihi değerlerden bi-haber olanlara ithaf ediyorum bu özelliği…!

Uzun süre Düzce dışında yaşayıp “Düzce’ye dönenler”; ya da sonradan Düzce’ye yerleşen “Yeni Düzceliler”  Düzce’nin  bu “tarihi, kültürel ve sosyolojik varlığını ve tarihsel sürecini bilmeden” sağda solda atıp-tutmayı bırakın…!

Şahsen “YADIRGIYORUM…!”

Yadırgamaktan öte “Ayıplıyorum…!”

“Biliyorsan söyle ibret alsınlar; Bilmiyorsan sus insan sansınlar…!”

Vesselam…!

TSO BAŞKANI TUNCAY ŞAHİN’DE YORUMLADI

Geçtiğimiz günlerde Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Başkanı Tuncay ŞAHİN, Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) nin Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) ile ortaklaşa düzenlediği “Türkiye Ekonomiyi Konuşuyor” konulu interaktif toplantılarının konuğu olarak katıldığı programda ekonomi gazetecilerinin soruları ışığında “Düzce’nin tarihi, turistik ve sanayi alanları konusundaki görüşlerini” dile getirirken vurguladığı “Düzce’de 23 dil konuşuluyor. Kimse kimseyle dalaşmıyor, Düzce huzurlu bir kent, istikbal vadeden bir kent.” diyerek herkesi “Düzce’yi görmeye Düzce’deki tarihi ve turistik alanları tanımaya ” davet etti hatırlarsınız.

Bunu şunun için hatırlatmak istedim..

DÜZCE İKTİSAT VE KALKINMA KONGRESİ…

Düzce Valiliği, Düzce Belediyesi ve Düzce Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) ve Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)’nın katkı sağladığı iki gün sürecek (25 ve 26 Aralık.2021) “Düzce İktisat Ve Kalkınma Kongresi” için Düzce dışından birçok konuğun sunum yapmak için konuk olarak katılacağını düşünerek Düzce’nin bu özelliğini hatırlatmak istedim…

Böyle bir kongreye Düzce Gazeteciler Cemiyeti’nin de bağlı olduğu bir üst meslek örgütü olan Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF) Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın, Genel Başkan Yardımcısı Levent Altun’la birlikte katılıp sunum yapacakları bilgisi bana ulaştığı için özellikle takip edeceğim.

Böyle bir oturumu organize edenlerin veya planlayanların neden böyle bir yöntem uyguladıklarını bilemiyorum. Konuklar gelecekler kendi özelliklerini ve marka değerlerini anlatacaklardır. Genellikle böyle olur çünkü.

Her konuşanın “Düzce ile ilgili yeterli bir bilgiye sahip olmadıkları için” kürsüde kendilerini ve kendi özelliklerini anlatacaklarını bilmek için kahin olmaya gerek yoktur.. “Düzce’yi bilmeyen ve Düzce’yi tanımayan” tabii ki öncelikle kendi değerlerini ve kendi özelliklerini bizimle paylaşacaktır.

Ben şahsen kendi meslek örgütümü temsilen davet edilen TGF Genel Başkanı Yılmaz Karaca’nın konuşma yapacağını düşünerek Düzce’yi kısa zaman zarfında alel-acele gezdirerek; bazı özellikleri de gösterip anlatarak Düzce’yi tanımalarını sağladım. Ancak bu da yeterli değildir.

Gelen konukların Düzce’yi daha iyi tanımalarını istiyorsak böyle bir mevsimde böyle bir toplantı uygun bir zaman değildir.

Gelen konukların Düzce’yi tanımalarını istiyorsanız bu mevsim uygun değildir…Böyle bir mevsimde katılımcılar; ne Düzce’yi gezebilecekler ne de Düzce’yi tanıyabileceklerdir.

EGD’nin TSO’nun  ve Düzce Belediye Başkanlığı’nın bunu bilmemelerini “iletişim zaafı” olarak yorumluyorum. Mesela bu konuda önemli bir tecrübeye sahip Türkiye Gazeteciler Federasyonu (TGF)Başkanı Yılmaz Karaca’nın programla ilgili davet aldığı gibi Düzce Gazeteciler Cemiyeti Başkanı olarak benimle iletişime geçtiğini belirtmem gerekiyor. Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ‘nin de bir meslek örgütü olmasına rağmen bilgi alışverişinde ve iletişimde etkisiz kaldığını söylemezsem kendimi sorumlu addedeceğim…

Neyse…İyi niyetle başlanan programın başarıyla bitmesini temenni ediyorum.

Kısa bir eleştirimi içimde saklayamam: ”Böyle bir toplantıda Düzce Üniversitesi (DÜ)başrolde olmalıydı…İktidar ve Muhalefet İl Başkanları birlikte özellikle davet edilmeliydi.

“Mevla görelim neyler…!”