• 29.05.2021 20:54
  • (764)
  • (1)

İNSANLARIN SİZİ NASIL HATIRLADIĞINDAN SİZ SORUMLUSUNUZ                                                 O YÜZDEN DAVRANIŞLARINIZI HAFİFE ALMAYIN.

Ben bu söylemin doğru bir tanım olduğuna inananlardanım. Ve yaşamım içinde de bu kurala uymaya gayret eden biriyim. Felsefi bir söylem gibi görünse de içinde bazı durum tespitleriyle bahse konu edeceğim örneklerle aslın da hem ilmi hem de bilimsel olarak da desteklenen bir söylem olduğunu göreceksiniz.

İnsanlar ses tonu, söz tonu, davranış biçimi ve şekilleriyle, buna bir bakış, bir tebessüm, bir dokunuş gibi eklenebilecek farklı ayrıntılar da olabilir.   Karşı tarafa negatif ya da pozitif izlenim bırakabilir. Tabi asıl olan pozitif izler bırakmaktır. Bunun çok farklı tarz ve yolları vardır.

İlmi kısmını biraz irdeleyelim. İnandığımız dinimiz İslam da bunu emretmektedir. Bir örnek vermek gerekirse ‘’ MİSAFİR’’.Misafir önemli bir kavramdır. Değerdir. İtina gösterilmesi gereken hassas bir davranış gerektiren sürecin ana fiilidir. Kaldı ki örf adet gelenek göreneklerimiz de  misafir ağırlamanın kurallarının da dna’larımıza kazındığını söyleyebilirim. Farklı topluluklar da uygulamalar ufak tefek artı eksilerle değişiklik gösterse de temel olarak sonuç  olması gerektiği gibidir.

  1. Misafir geldiği farkına varıldığı anda mümkünse dış kapıda güler yüzle karşılanır
  2. Evin en güzel odasında ağırlanır
  3. Uygun bir dil ve hitapla aç olup olmadıkları öğrenilir, öyleyse yemek ikramıyla karınları doyurulur
  4. Sonra istirahat ve sohbet kısmında misafirin yanın da  hane halkının oturuşuna ( mesela kaykılarak oturma vb) dikkat etmesi, gereksiz sohbet konuları açmaması, misafirin anlattıklarını dinlemesi, ne sebeple olursa olsun sözünü kesmemeye dikkat etmesi
  5. Surat asmamaya dikkat etmesi
  6. Ziyaret bitip yolcu etme aşamasında mümkünse eğer müstakil bir mekan da yaşıyorlarsa bahçe dış kapısına kadar yolcu etmesi
  7. Ziyaretlerinden memnun kaldıklarını sözle de ifade etmesi, yine bekleriz gibi temennilerini ifade etmeleri önemli ayrıntılar olup yanlış hatırlamıyorsam bir hadisi şerifte ‘’ misafirini  memnun olmuş şekilde dış kapıya kadar yolcu eden hane sahibinin yaradan tarafından büyük sevap ecriyle ödüllendirileceği’’ ifade edilmiştir.

6. HİS

Kabul etsek de etmesek de insanoğlu böyle bir duyuya da sahiptir. Asla kendimi övmek gibi bir çaba içinde olmaksızın ikili ilişkilerde bu duyumu iyi kullananlardan biriyim. Ve ne mutlu bana ki bu güne kadar 6. Hissim beni hiç yanıltmadı. O gözle görünmeyen içgüdüsel duyusal beceriler genellikle durum analizinde anahtar görevi üstlenmiştir. İlerlemeler, genellikle negatif ya da pozitif etken olmuş bu anahtar üzerinden şekillenmektedir.

Kişinin yetiştiriliş şekli, aldığı aile terbiyesi, örf adet gelenek göreneklere ilgi ve bağlılığı karakter yapısına direkt etki ettiği için kişilere göre farklı sonuçlar doğurduğu da görülmüştür.

 Hepimizin    bazen duyduğumuz, bildiğimiz ‘’ ne ekersen onu biçersin’’ ‘’ bu kadar paraya bu kadar köfte’’ vb. yarı argo söylemler tabi ki de bir ölçü olarak kabul edilmemesi gerekse de bir fikir verdiği de yok sayılamayacak gerçektir

Dostluklar, arkadaşlıklar muhakkak  aksi örnekleri  olsa da çıkar, menfaat, beklenti üzerine inşa edilmemelidir.

İnsanın davranışı kendi kalitesini gösterir ki kalitenin göstergesi karakterinin yansımasıdır diye düşünüyorum.

Karakter içinde kendi kurallarının oluştuğu bir davranış biçimleri bütünüdür. Bu davranış biçimimiz de bizim karşıya duyduğumuz sevgiyi saygıyı ya gösterir ya göstermez. Buna ne kadar saygı duyarsan o kadar karşılık bulursun demek doğru bir tanım mı olur emin değilim. Ben bu değerlendirmeyi siz okuyucularıma bırakıyorum. Özeleştiri yaparak değerlendirin bakalım.

Şahsen ben genelde olabildiğince verici olmayı seçmiş biriyim. 6. Hislerimde beni bu güne kadar şükür hiç yanıltmadı. Direkt bir beklentim olmadan adeta doğaçlama diye tabir edebileceğim ikili ilişkilerimden geri dönüşleri en üst düzeyde aldığımı gururla söyleyebilirim. Ve bu durumu da şairin dizelerine   konu ettiği sonra da türkülerde can bulmuş ‘’ Gönülden gönül’e  bir yol var görünmez’’ deyişini ilgi tutarak, yine başka bir felsefi  söylem olan ‘’ Bu hayattaki en güzel tevafuk: bir başkasında kendi kalbine rastlamaktır’’ çerçevesinde değerlendirip kabul ediyorum. Yani karşılıklı elektrik almak da diyebiliriz. Şimdi bahse konu üzerine bana göre çarpıcı bir örnek vereyim.

Hani   karakter demiştik ya: bir nevi bakış açısının davranışlara yansıma olayı.

TÜM SAĞLIK ÇALIŞANLARINA İTHAFEN

Muhtemelen bir çoğunuzun da uyguladığı benim de hassas olduğum dikkat   ettiğim  bir tarz şeklinden bahsedeyim. Vücudumuz çeşitli sebeplere bağlı olarak bazen genel bazen de lokal sıkıntılar yaşayabilir. Böyle durumlarda doktora giderek çare aradığımız bilinen bir gerçektir değil mi ?  Evet    Biz ailecek böyle bir durumda doktora gitmeden önce mümkünse genel bir duş almayı ısrarla tercih ediyoruz.Hatta şahsen ben sakal traşı bile olduğumu söyleyebilirim. Eğer sıkıntı lokalse yani diş- kulak vb. olduğunda  ekstra olarak dişlerimizi daha itinayla fırçalayıp temizlemeye, kulağımızı daha temiz halde doktora  gitmeyi tercih ediyoruz. Bu davranışımız hem karşımıza duyduğumuz saygıyı, hem mesleğine saygımızı hem kendimize saygımızı ifade ettiğini düşünüyoruz ki böyle olması gerektiğine şiddetle inananlardanım.

Artık çoğunuz beni tanıyor ama yinede tanımayanlar için belirtme gereği duyuyorum. Ben engelli bir bireyim. Tesadüf buya yakın komşumun da engelli bir evladı var. Dolayısıyla hastanelerden dışarıdan randevu alarak fizik tedavi adlı tedavi aldığımız zamanlar oluyor ki  o tedaviler bizim için bir nevi olmazsa olmaz süreç dilimi

Komşum bey benim engelli olmamdan dolayı sıkça  ziyaretime gelen bir beydi.

BAKIŞ AÇISI

Yanlış hatırlamıyorsam geçen yıldı. Öğleden sonra 16 da randevum vardı hastaneye gidecektim hazırlanıyordum. Komşum geldi ben hazırlanıyorum. Üstte bahis konusu yaptığım ilkelerim doğrultusunda bir hazırlık. Fikriniz yada bilginiz var mı bilmiyorum fizik tedavide fizyoterapist titr’li uzman arkadaşlar( benim engelim felçli olmam) elimizi kolumuzu bacağımızı ayaklarımıza birebir müdahale ile katkı sağlamaya çalıştıkları bir süreçtir. Belki haddinden fazla titizde olabilirim. Takdir sizin. Kollarıma, ayaklarıma , parmak aralarına kadar şahsıma münhasır kaliteli parfüm sıktığımı izleyen komşum ‘’ ya niye sıkıyorsun ‘’ diye şaşkın bir ifade tavrıyla bana sordu. Bende ‘’ Hastaneye gidiyorum biliyorsun işte’’ dedim.’’ Ayağına niye parfüm sıkıyorsun ‘’ dedi ‘’ ya adamlar ayaklarıma elleriyle müdahale ediyor onun için sıktım’’ dedim. Komşum adeta hayret içinde kalmış şaşkın bir ifadeyle bana ‘’ ya sen abartıyorsun ne gerek var onların işi bu’’ dedi. Ben

Ani bir refleksle ‘’ ne demek işleri ya  benim ayaklarımın pis kokularını çekmek zorunda değiller’’ ‘’ ben onların mesleklerine yaptıkları işe duyduğum saygıdan dolayı bu konuda hassasım ‘’ dedim. Bakışlarında manasız tavrı hatırlıyorum benimle aynı fikirde değildi. Ben hala doğru tavır içinde olduğumu düşünüyorum. Bu örneğime bir sebep sonuç ilişkisiyle bakmadım cevap da aramadım. Takdiri size bırakıyorum.  Bakış açısı tabirini o yüzden kullandım işte.

Son bir ilave ile noktalıyorum. Bu tamamen benim karakter yapım kurallarımla ilgili bir seçenektir: telefon rehberimdeki X bir kişiyi aradığımda çeşitli nedenlerle açamamış olabilir. Ancak bana geri dönüş yapmazsa istisnai durumlar hariç bir daha o X kişiyi aramamak gibi kıl bir huyada sahibim.