• 4.09.2021 12:13
  • (1)

KOMUTANIMA SAYGIYLA;

Beni sosyal medya hesaplarımdan takip edebilenler hatırlayacaktır. Bir yıl önce (5 ekim 2020) terhisimizden 40 yıl sonra(61/1 tertipler) Komutanımız nezaretinde, koordinasyonunda belki tüm tertiplerimiz olmasa da  bir birimizi temsilen bir kısmımız biraya gelerek güzel bir gün geçirmiştik. Ki tekrarlamayı da düşündüğümüzü eklemeliyim. Ha ne zaman olur bilmiyorum ama olacağına inanıyorum.

İnandığım ve  bazen iddia ile savunduğum bir söylemim var :  ben bazı insanların ki bunun içine öğretmenler, komutanlar, özel yada kamuda yönetici konumunda olan bireyler diyebilirim. Onların öngörüleri nerdeyse sıfır sapma ile sabittir. Hani halk arasında  ‘’ bir bakışta ne mal olduğunu anlar’’ dedikleri bu insanlar. Bende öyle olduklarına kesin inananlardanım. Komutanımız da o vasıflara sahip olanlardan biriydi.

Bu yazımda   askerlik anılarından pek haz etmeyenler olabilir saygı da duyarım. Bizim için bir baba, bir ağabey, bir dost, bir sırdaş olmuş tanımaktan onur duyduğum şuan emekli yaşama adapte olmaya çalışan P. Kurmay Albay Yüksel GAMSIZ komutanıma ithaf etmek istiyorum.

Aslında içeriğinde askerlik anılarımızı anlatmayacağım. Hani bir araya geldiğimiz o gün vardı ya 2020 ekim 5. O gün kendi aramızda yeteri kadar eski günleri anılarımızı yad etmiştik. O sohbetlerimize komutanımız da yaşadığı bir anekdot’u  bize anlatarak katılmıştı. Hepimiz çok güldüğümüz bu anekdot’u  tiyatroculuğumu kullanarak kendimce yorumlayarak senaryolaştırarak sizlere aktarmak istiyorum.

Toplumumuz da yer etmiş ve kabul gören daha çok erkek çocuklarına ithafen söylenen ‘’ Her Türk çocuğu Asker doğar’’ slogan söylemi atlamadan geçmek de yakışık kalmaz diye ekliyorum.

Komutanımızın bizden önce görev yaptığı bir zaman dilimine ait bir anekdot. Yer zaman  ve isimler konusunda senaryo tamamen kendi iradem çerçevesinde şekillenmiş olup aslolan içindeki ayrıntıdır. Arzederim.

Askerlik yapanlar bilir. Komutanların görev sürelerince yanlarında bazı işlerde yardımcı olma adına kimi yerde ‘’ posta’’ kimi yerde ‘’emir eri’’ diye anılan askerler bulunur. Bir nevi getir götür işleri ile uğraşan bu askerler komutanın makam odasının sorumluluğunu da üstlenirler. Çoğu zaman askeri disiplin çerçevesi içerisinde bir abi kardeş formatında sürer bu ilişki.

Yer Erzurum. Komutanım bölük komutanı olarak görev yapıyor. ( o zamanlar yanlış hatırlamıyorsam yüzbaşı rütbesinde) kendi personeli tarafından (er-erbaş-vb.)sevilip sayıldığı kadar kendinden üst rütbede görevli komutanlardan da kabul gören bir karakter. Seviliyor. Sayılıyor.

Yine askeri kurallar ve disiplin içinde birliklerde sevk-idare- nöbet vb. hizmetlerin doğru yürütülmesi adına yeterli sayıda erbaş(çavuş-onbaşı) bulunmadığı noktada bölük içinde bir komisyon oluşturularak bazı er’lerin zaten permorfansları göz önünde bulundurularak seçildikleri,  mülakat sonucunda rütbelendirdikleri(çavuş-onbaşı)bilinen uygulanan bir yöntemdir ki bu ayrıntıyı anlatmadan devamında anlatacaklarım bir şey ifade etmeyebilirdi.

Evet onun da bir postası var. Saf bakir masum ama bir o kadar da dobra Anadolu çocuğu Hasan. Öyle doğal ki komutan bazı işler için makamından ayrıldığında telefonlara bakan hasan komutan döndüğünde ‘’ seni biri aradı bi yanıma gelsin’’ dedi diyebilecek kadar saf. Komutanın ‘’kim aradı’’ sorusuna’’ bilmiyorum sormadım oda söylemedi sadece yanıma gelsin’’ diyebilecek kadar da sorumsuz ama sevimli bir kişi Hasan. Tabi Gamsız komutanın’ acaba arayan kimdi?’’ diye  iki ayağını bir papuca sokturan Hasan. Komuta katının maskotu adeta. Gamsız komutan haricinde diğer subay ve astsubayların da onla sohbetten zevk aldıkları bir kişilik Hasan. Aynı zamanda da garip içine kapalı asker Hasan. Ama çalışkan işten kaytarmayan hatta buna yeltenmeyen bir Hasan. Ve bazen Gamsız komutana da içini sıkıla sıkıla döktüğü bir rütbesinin olmadığının (çavuş-onbaşı) üzüntüsünü dile getiren Hasan. Hani Anadolu çocuğu dedim ya, çavuş veya onbaşı rütbesinde olması onun için ayrıcalık olacağına inanan Hasan. Tüm personel ve arkadaşları tarafından da sevilen Hasan.

Bu arada şuan aklıma geldi Askerliğini yedek subay olarak yapmış ve o yaşadığı dönemde  Türk edebiyatına ‘’ haydi Abbas vakit tamam! Akşam diyordun bak oldu akşam’’ şiirini kazandıran ve şarkılara konu eden rahmetli  Cahit Sıtkı Tarancı’yıda rahmet ve saygıyla yadetmeden geçmeyeyim. Hikayesini merak edenler internet üzerinden aratıp öğrenebilirler.

Yukarda bahsettiğim çavuş ve onbaşı seçme ve atamalarının yapılacağını duyan Hasan komutanın yanına giderek ağlamaklı ama son derece istekli bir şekilde ‘’ Komutanım mülakata beni de alın bende rütbe alayım’’ talebini iletir. Komutanı alır bir düşünce, komisyonda kendi yoktur ama girecek olan diğer komutanlara Hasanı bir değerlendirin teklifini iletir. Gün gelir mülakat yapılır Hasan mülakattan geçer . Halk arasında ‘’tek pırpır’’ diye bilinen  koluna V şeklinde kırmızı bir rütbeyle onbaşılığa terfi eder.Hasan öyle böyle değil çok mutludur.Özellikle rütbesinin göründüğü onlarca fotoğraf çektirerek ‘’ komutanım nasıl olmuş?’’ diye yüzlerce kez sorar. Yürüyüşü bile değişmiştir sanki Hasan’ın. Bir hava  bir caka ki sanırlar ki Hasan paşa olmuş. Ailesine dizi dizi mektuplar yazmak her mektuba rütbesinin farklı açılardan çekilmiş resmini koymak falan. Onbaşı Hasan mutlu mu mutlu. O mutlu diye herkes de mutlu.

Günler günleri kovalıyor. Bölükte rutin işler devam ediyor. Gamsız komutanın karargah odası nizamiye denilen askeri kontrol giriş noktasının tam karşısı. Gamsız komutanın telefonu çalıyor. Arayan nizamiye nöbetçisi. ‘’ Komutanım Atilla paşa sizi ziyaret edecekmiş şuan giriş yapıyor arzederim’’diyerek telefonu kapatıyor.  Gamsız komutanın eskiye dayalı bir dostluğu olan Atilla paşayı layıkıyla ağırlayıp karşılaması için hemen üstünü başını düzeltip binadan çıkış yapar, gözleri nizamiyeden ağır ağır giriş yapan forslu makam arabasındadır. Gamsız yüzbaşı bir yandan kendi tarafına doğru hareket etmiş aracı takip ederken bir yandan da mıntıka temizliği yapan askerleri de göz ucuyla takip etmektedir.

Askeri disiplin kurallarında olmazsa olmaz bazı kurallar vardır. Üstü (üst rütbe) selamlama bunlardan bir tanesidir. Üst rütbe araçla bile geçiyor olsa esas duruş diye bilinen duruşla selamlamaya geçilir. Eğer ki aralarında bir konuşma geçecekse ast olan taraf kısa künye diye bilinen  şekilde(tekmil vermek: karargah bölüğü 61/1İlhami Han Düzce ) kendini tanıtır. Arabanın karargaha  doğru kısmında bir ağaç vardır. Araç ilerlerken ağacı geçer ama 10-15 metre sonra durur geri gelir tam ağacın yanında durur.Gamsız yüzbaşı içinden ‘’ eyvah paşa bir aksilik gördü galiba’’ diye geçirirken aracın arka kapısının açılarak Atilla paşanın indiğini görür. İyice telaşlanır. Ve  Gamsız yüzbaşı o tarafa doğru yürümeye başlar . Yaklaştıkça paşanın yüksek volüm de kahkahalarını duyar. Ve  ‘’Gamsız gel bi hele gel’’ sesini duyar paşanın. Adımlarını sıklaştıran hafif koşar adımda paşaya gider kısa künye ile selamlar. Gamsız Yüzbaşı Bir de ne görsün bizim onbaşı Hasan, paşanın karşısında. Atilla paşa Yüzbaşının şaşkınlığını fark edince ‘’ Gel Gamsız gel bak senin askerin bana ne diyor’’ diye yine bir kahkaha atarak anlatmaya başlamış. ‘’ arabadan etrafa bakarak sana geliyordum bu askerin selam durmadığını görünce merak edip geri geldim.asker girdiğimizi görmedinmi? Niye selam vermedin?’’ dememle yine koca bir kahkaha patlatarak senin asker bana’’ kolundaki onbaşı rutbesini göstererek ‘’ ya komutanım mesele bumu yani? Biz rütbeliler bir selam verme yüzünden birbirimize mi gireceğiz’’ dedi demiş. Yine başlamış kahkahaya. Bu sefer durumu anlıyan yüzbaşı Gamsız’da katılmış kahkalara.  Her ne kadar tebessüm ettiren bir anekdot olsa da komutanın nevri de dönmüş tabikide.

Özgüvüne bak bir onbaşı bir paşaya ‘’ Biz rutbeliler’’ diyebilecek kadar saf, masum ve doğal.

İlk dinlediğimde de çok gülmüştüm. Şimdide gülüyorum.

Ve askeri disiplin gereği, daha sonra böyle bir vukuatın olmaması için komutan ceza olarak bir hafta Hasan’a peş peşe nöbet yazdırmıştır.

NOT: Bende Erzincan’da böyle bir mülakata girmiş ve kazanamamıştım. Yani yetenekli değilmişim deiyebilirsiniz.  Askerliğimi TSK’nın şerefli bir askeri olarak tamamlamıştım.

İşini düzgünce yapan, insan haklarına saygılı, hümanist,Şerefli, Vatan sevdalısı tüm TSK PERSONELİ  SUBAY ve  ASTSUBAYLARIMIZA SAYGILARIMLA.