• 6.10.2021 15:03

ENDİŞELERİM !

Yazılarımı genellikle insan odaklı yazmaya gayret ediyorum.İnsan olmak derken de iyi insan olmak üzerine ki inandığımız dinimizde bunu emrediyor zaten.

Bir süre tiyatro ile uğraşmam kaynaklı hayata bakış açım değerlendirmelerim oldukça büyük katkılar sağladı bana. En öne çıkanı iyi bir gözlemci olmam diyebilirim. Dolayısıyla bu anlamda beni endişeye sevk eden bazı değerlerimizi yitirdiğimizi üzülerek görüyorum. Nedenlerine değinmeyi düşünmüyorum. İşaret etmek istediğim hususlar yazılarımda çoğunlukla konu ettiğim erdem içerikli tespitler olacak. Çünkü erdem hep söylediğim gibi çok geniş bir yelpaze. İçinde ahlak, edep,saygı, hürmet,toplumsal değerleri de içine alan insan davranışları diye düşünüyorum.

‘’ ETİK; yapmaya hakkın olan şeylerle, yapılması doğru olan şeylerin arasındaki farkı bilmektir’’ demiş bir düşünür. Bu söylemi ters bakış açısıyla da masaya yatırıp değerlendirebilirsiniz.

‘’ ilimden önce edep öğrenmek lazımdır, zira edepsizin ilminde hayır yoktur’’ demiş bir başka manevi söylem.

’Bir insanda 3 şey arayın. Zeka, Kalp, Dürüstlük. Eğer sonuncusu yoksa ilk ikisiyle uğraşmayın çünkü bir şey ifade etmeyecektir’’ demiş başka bir düşünür.

’Edep aklın tercümanıdır. Herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar şerefli, Şerefi kadar değerlidir’’ demiş bir başka düşünür.

Bu söylemler le ne anlatmak istiyorum. Aslında o kadar çok var ki. Ben ilk planda niye yapmamakta direndiğimiz  birkaç öne çıkarttığım başlık üzerinden konuya açıklık getirmek niyetindeyim. İnanıyorumki okuduğunuz da sizlerde bana hak vereceksiniz ümidindeyim.

Bazı şeyleri yapmıyoruz, yapmamak da direniyoruz, yada yapmakta gecikiyoruz. Yada tersini yapma meğilindeyiz.

Gözlemlerimde toplumumuzun büyük bir çoğunluğu diyebileceğim bir kesim kendini kasıyor. Kaçınıyor.

Teşekkür etmek, Rica ederim, Pardon,Selamlaşmak,  Afedersiniz, Hal hatır sormak beni birinci derecede bu yazıyı yazmaya iten başlıca deyimler.

Yapmıyoruz. Yapmamak için ayak diriyoruz. Bir çok iyi ilişkilerin filizlenmesine sebep olacak bu sihirli kelimeleri kullanmıyoruz beyler bayanlar! Oysa yaşamımız içinde kullanabileceğiz onlarca fırsat varken nedense kullanmıyoruz. Hatta kullanmamayı bir yana bıraktım tersine tutum ve davranışlar içine girildiğini de maalesef gördüm ve şahit olmuşluğum vardır. Bu kadar zor olmamalı. İnsan olarak bu kelimeleri yeri geldiğinde kullanarak hayatı daha güzel hale getirebilecekken neden kullanmayız. Anlayamıyorum. Kendi günümüzü güzelleştireceği kadar başkalarının gününü de güzelleştirmek bu kadar basitken neden yapmayız? Yapmalıyız. Daha çok dikkat ederek yaşam kalitemizi, insani değerlerimizi, sorumluluklarımızı yerine getirerek hayata güzel pencereler açmalıyız diyorum.  Üstelik bedava bir fiil ve söylem. Lütfen biraz çaba sarfedelim. Kendimizi de geliştirerek topluma da davranışlarımızla fillerimizle söylemlerimizle katkı sağlayalım. Kırmak yerine onarmak, ötelemek yerine sarılmak bunlardan güzel ne olabilirki?

Manevi anlamda söylenmiş  ‘’Dilleriyle insanları kıranları, üzenleri ibadetleri temizlemez’’ ve ‘’ Birbirinizi kırmayın, üzmeyin iyi davranın zira kimin ALLAH (C.C.)ın nazlı kulu olduğunu bilemezsiniz’’ söylemleri dikkat çekmeye çalıştığım konuya katkı sağlar diye düşünüyorum.

Ben mi? Evet yeri geldiğinde bu kelimeleri kullanmaktan hiç imtina etmem hatta fazlasını bile yapmaya gayret ederim.

Yine manevi olarak insan Beşer kabul edilmiştir. Yani inandığımız dinimiz İslam terimidir. İnsan doğar, gelişir büyür ve gün gelir çeşitli sebeplerden dolayı ölür. Fıtrat gereği de insan hata yapmaya meyillidir. Yani hata yapar, yapabilir.( inanç boyutunda bu duruma günah diyebiliriz.) Önemli olan kısmı ise hataları telafi edebilmek, bu uğurda çalışmaktır.

ÖZÜR DİLEMEK

Yine toplumumuzda yapmaktan kaçındığımız bir kelime. Bana göre erdemliliğin en üst leveli.Bir şeyleri düzeltmenin en net anahtarlarından biri.Bu fiilide yapmıyoruz, yapmamakta direniyoruz dostlar.Herkesin kendine göre yöntemleri olduğu muhakkaktır. Kimi özrünü geniş yelpaze içinde içine güzel cümleler de ekleyerek meramını anlatır kimi en sade haliyle sunumunu yapar. Tercih meselidir. Ama yapmıyoruz arkadaşlar yap-mı-yo-ruz.  Problemde burada başlıyor işte. Bu söylemi gerçekleştirmenin onlarca yolu olduğu muhakkaktır. Bir bakış, ses tonu, seçilen sözler, hal hareketin görselliği vb.

Kendi adıma özür dileyecek bir şey yapmamayı tercih ederim. Ama durum bu boyuta gelmişse ki bazen olabiliyor. Kuru bir özür cümlesi kurup olayı tekrar yaşatmamayı tercih ederek bu durumu bakışlarımla, hal hareketlerimle telafiye çalışırım. Bu davranış seçimim karşımdakine duyduğum sevginin saygının daha büyük olduğuna dikkat çekmek istemem odaklıdır. Yoksa bu sihirli ‘’özür dilerim’’ cümlesini kurmaktan, söylemekten asla kocunmam kaçınmam.

Bu anlamda bir örnek vermek de istiyorum.

Rahmetli duayen Yıldız Kenter hanımefendi bir röportajında ‘’ Ben kurduğu cümleden çok çabasını görmeyi tercih ederim. Telafi için ne yaptığı benim için daha önemlidir. Bir cümleye sığdırılan 10 harf o kadar da önemli değil’’ diye görüş bildirmiştir ki bu da benim işaret etmeye çalıştığım duruma ciddi bir örnektir diye düşünüyorum.

Yinede örnek vermiş olsam da hiç değilse bu sihirli cümleyi kullanmaya çalışmalıyız diye düşünüyorum.

Kazanmaya, telafi etmeye çalışmalıyız.

Genel olarak bahis konusu yapmaya çalıştığım başlıklar üzerine bir düşünelim bakalım dostlarım. Kaybetmek yerine kazanmak, kalp kırmak yerine onarmak, darılmak yerine barış içinde olmak, uzaklaşmak yerine yakın olmak, soğumak yerine samimi olmaktan daha güzel ne olabilir?

Yapabiliriz. Yapmalıyız. Bizler birlikteyken mükemmeliz. ‘’ Acılar paylaşıldakça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır’’ sözü boşuna söylenmemiştir.

Haydi o zaman yaşamımıza yeni bir bakış açısı ekleyerek bu anlamda bir şeyler yapmaya özen gösterelim. LÜTFEN.

Saygılarımla,