• 18.10.2021 13:44

ELEŞTİRİYE KAPALI BİR YAPIMIZ VAR

Aslında daha önceki yazılarıma ilgi tutmak ilişkilendirmek türünde adeta bir devam makalesi olacak şekilde yazmaya çalışacağım. Sadi Şirazi’nin muhtemelen bildiğiniz duyduğunuz bir sözü;

’Akıllı insana hatasını göster sana teşekkür eder, cahil kişiye hatasını göster sana hakaret eder, küfür eder. İşte akıllı insanla cahil arasındaki fark budur’’. Demiş. Tabi bu hata gösterme işinin de adabı usulü ,  yolu yordamı da bellidir. Yani aşağılar azarlar gibi ulu orta hakaretvari yaklaşımlar bahse konu olamaz. Ama böyle bir gerçeği de yok sayamayız.

Gözlemleyebildiğim kadarıyla çabuk öfkelenen, neye olduğunu bilmeden havalara girmek, aşırı alınganlık ve buna bağlı olarak da trip atma da ustalaşmış adeta kapris topağı olmuş bir toplum görüntüsü veriyoruz maalesef. Buna yanlış anlamayı da eklememek noksanlık olur. Evet herhangi bir olayı daha önce de defalarca vurgulamaya çalıştığım empati alışkanlığımızın neredeyse sıfır olması yanlış anlamaya yada istediğimiz gibi yorumlamaya bağlı küskünlükler hatta bazen kavgaya dönüşebilen hakaret boyutlarına ulaştığına tahmin ediyorum ki sizler de şahit olmuşsunuzdur.

Tabi burada bir ayrıntının altını da özellikle çizmek istiyorum ki cahil tabirini kullanırken okul (lise- üniversite-vb)okumamış bir insan’ı tarif etmedim. Etmeye çalışmadım. Takdir edersiniz ki hiç okula gitmemiş ama kendini yetiştirmiş binlerce insan topluma yol gösterici bile olmuştur. Hani bir atasözümüz var bilirsiniz ‘’ akıl yaşta değil başta’dır’’ sözü bence çok yerinde, bahse konuya anahtar bir sözcük oldu diyebilirim. Demem o ki insanın olgunlaşması, kendini topluma karşı yetiştirmesi, sabrı, empati yapabilme yeteneğini geliştirmesi, dinlemeye tahammül edebilmeyi öğrenmesi, sorgulaması, eleştiriye, denetime açık olabilmesi. Temel ana faktör hedef bu işte. Ben tüm bu ayrıntılara yazılarımda sıkça vurguladığım İNSAN Olabilmek, şeffaflık diyorum.

Yine konuya ışık tutması adına: Derviş’e sormuşlar, ‘’En zor olan nedir?’’ ‘’SÖZDÜR’’ Demiş, ‘’Anlatması da zor, Anlaması da’’ diye eklemiş. Ki bu söylemde dikkat çekmek istediğim konu için bana göre cuk diye oturan bir söylem.

İnsan öğrenmekten nasıl kaçabilir? Neden öğrenmek istemez? Eleştiriye nasıl kapalı olabilir? Ben çok anlıyorum diyemiyorum ki bu durum maalesef aile içinde görülebildiği gibi yakın arkadaş aralarında da rastlanan bir durum. Kırgınlıklara, küskünlüklere, sözümona karşı hamle çabasıyla çirkinleşen tablolara ulaşabiliyor.

Şahsen ben her fırsatta hatta yazılarımda da bahsederim her türlü eleştiri ikaz ve öneriye açık olduğumu vurgularım. Bunda amacım şudur: bir eksiğim varsa onu düzeltmek için bir fırsat olarak görürüm.

Ve bu durumun yaş aralığı yoktur, mevki makam farkı yoktur. Hatta topluma mal olduğunu düşündüğümüz kanaat önderi insanlarımız da bile bunu görmek mümkündür. Bana göre kendini yetiştirememiş, olgunlaşamamış insanların gereksiz tepkilerinden biridir.  Bırakalım normal insanların tepkilerini, daha önce de söylediğim gibi siyasi ve dini bir taraftarlık kisvesine bulaşmış olanlarda ki sonuçları vahim boyuttadır.

Ben bu anlam da kendini kapatanlara çok şey söylemek isterim ama susacağım. Çünkü kabul edemiyorum. Ve eleştiri yapıcı olsa da kabul edemeyenleri gerçekten anlayamıyorum. Oysa kendini düzeltme fırsatı olabilecek ikazları görmemeye çalışmak ne demektir?

İnandığımız dinimiz İSLAM’dada öğretmenlere ithafen söylendiği gibi algılansa da hz. Ali (r.a.)den rivayet olunduğu bilinen ‘’ Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum’’ sözü tüm topluma söylenmiştir. Ve içeriğinde ince( ikaz, öneri, eleştiri) bir mesaj vardır diye düşünüyorum.

Toparladığımda :  baş da aile bireyleri olmak üzere, büyüklerimiz, arkadaşlarımız, dostlarımız, yöneticilerimiz( çalışanları kast ettim müdürleri amirleri patronları vb.), ağabey diye saygı gösterdiğimiz önderlerimizin ikaz eleştiri ve önerilerine açık olmalı  söylenenleri kulağımıza küpe ederek  varsa eksikliklerimizi gidermeye çalışmalıyız. En ufak bir söylemle küsme kırılma uzaklaşma yok sayma modlarından uzak durmalıyız. Zira farkında olmadan kendilerini gülünç duruma düşürdüklerinin farkında olamıyorlar.

Her insan her şeyi bilemez. Bu fıtrat olarak da mümkün bir durum değildir.’’Bilgeliğin yolu bilmekten değil, dinlemekten ve anlamaktan geçer, bu yüzden dünyada az bilge çok ukala vardır’’ demiş bir bilge.  AN LA YA NA diyerek son veriyorum

Lütfen daha hoşgörülü olalım, dinleyelim, eleştiriye açık olalım, Empati yapalım, verilen öğütleri dinleyelim, dinlemiş gibi yapmayıp anlamaya çalışalım, yani İNSAN  olmaya gayret gösterelim. Gereksiz kapris ve tavır takınmalardan kaçınalım. Birbirimizi üzüp kırmayalım. Şeffaf olalım.

Saygılarımla,