HERKESİN YAPALİCEĞİ BİR ŞEYLER VAR BU HAYATTA İDDİASINDAYIM.

  • 5.11.2021 19:51
  • (1)

HAYATIN GAYESİ  İYİ VAKİT GEÇİREBİLMEK DEĞİL, VAKTİNİ İYİLİKLE GEÇİREBİLMEKTİR.

Konu başlığım üzerinden İNSAN’a dair tarz eylem ve filler üzerine biraz bam tellerimize dokunmayı hedefliyerek yazacağım.

Şahsi kanaatim herkesin içinde fıtrat gereği bir merhamet, bir vicdan, bir insaf ve iyilik yapma kabiliyetlerinin zerrecikleri olduğu yönündedir. Yaşam tarzları aldıkları eğitim, terbiye gözlem ve değerlendirmeleriyle bu durumu aktif hale getirip çoğaltmak geliştirmek kendi insiyatifindedir düşüncesindeyim.

Zamanın içinde bazı şeylerin söylem şekli değişmiş olsa ki günümüzde sıkça kullanılan sosyal sorumluluk üzerinden devam edelim.

İYİLİK DUYARLILIK

İstendiği takdirde herkesin kendi ölçülerinde iyilik yapıp, toplumumuzda ki eksiklikleri görebilme ve duyarlılıkla elinden geleni yapıp destek sağlayabileceğine kesinlikle inanıyorum. Burada yönlendirmeme adına bunların ne olduğunu sıralamayacağım. O kadar çok pencere açılabilirki. Adeta küçük bir empati yaparak gözlemleyerek bir çok fiili gerçekleştirebiliriz. Yeterki isteyelim. Ve bunları gerçekleştirdiğimizde yüreğimizde oluşacak o manevi iç huzurdan bahsetmeye gerek bile duymuyorumki varın siz tahmin edin diyorum. Hangi alanda olduğunun önemi yok etrafımızda böyle insanlar vardı. Yine olacaklar. Aslolan siz onlardan biri olmaya hazırmısınız? Yani iyilik perileri, kanatsız melekler diye bilinçaltımızdan takdir ettiğimiz insanlar.

KANATSIZ MELEKLER 

Bir vesileyle bahse konu duruma müdahil olduğum bir fiili anlatmak istiyorum. 90 lı yıllar. Tam olarak söylemem gerekirse 1993 yılı.

Değerli dostum üstad Aydın MARADİT beyin ‘’100 ünlü Düzceli’’ çalışmasında yer verdiği, bana göre erken kaybettiğimiz mücadeleci bir hanımefendiden bahsedeceğim bir bukle.

SEVDA TOPALOĞLU

Namı diğer ‘’ hacı’’ ‘’Urfalı’’ ‘’ Balıkçı’’ Titriyle anılan, tanınan yıllara dayanan dostum ağabeyim Celal TOPALOĞLU’nun değerli eşi maalesef erken hayata veda eden, Engin, Haslet ve Yaşar’ın annesi bana göre güzel işler yapmış, mücadeleci hanımefendi rahmetli Sevda TOPLALOĞLU’yla  yaşadığımız bir anekdotu paylaşmak istiyorum.

Babasının (oda rahmetli) baş öğretmen olması nedeniyle kültür, ahlak, sorumluluk bilincini tam idrak ederek büyümüş üzerine gözlemciliğini de ilave ederek bazı şeylere start veren naif, zarif mücadeleci bir hanımefendi Sevda hanım. Bana göre başta da zikrettiğim gibi iyilik perisi, kanatsız meleklerden bir tanesi Sevda hanım.

Üçüncü çocuğu Yaşar Dünyaya geldiğinde onun spastik özürlü olduğunun ortaya çıkmasıyla bir şeyler yapmalıyım düşüncesiyle yola çıktığı ve yaktığı ateşle yanlış bilmiyorsam bu gün engelliler rehabilitasyon okulunun açılmasına temel olan mücadelesinden bahsedeceğim.

Dernek kurmanın ve devam ettirmenin ne kadar zor olduğunu, bürokratik zorlukları bir yana çoğunlukta negatif yaklaşımlarla heves kıran tavırların tavan yaptığı 1993 yılı. Bütün bu problem ve zorluklara muhalefete rağmen yılmadan  mücadelesine devam eden ve bu derneği kurup, ikamet ettiği mahallesinde  bulunan Atatürk ilkokulunda bir sınıf kurdurtma mücadelesi sevda hanımın. Ki bunu da gerçekleştiriyor. Elbette bunun bir bedeli olacak. Maddi imkansızlıklar, tüm muhalefete rağmen yılmadan adeta tırnaklarıyla mücadele etmeye devam ediyor. Açtırdığı sınıfa ekipman, malzeme ihtiyacı var. Bunun içinde işin ucu maddiyata dayanıyor. Eşinin maddi desteği bir yere kadar götürüyor ama yeterli olamıyor. Daha çok destek lazım.

Ben o günlerde Tiyatro ile uğraşıyorum. Yeni güzel bir oyun hazırlamışız. A. Turan OFLAZOĞLU’nun ‘’ELİF ANA’’ adlı eseri.

Sevda hanımı tanımış ve takip eden biri olarak benimde bir şey yapmam fikri oluşuyor kafamda. Hemen  rahmetli üstad Celil YAĞIZ’la bir görüşme yaparak  ‘’ hocam bu oyunun promiyerini bu derneğe bağış olarak oynayalımmı? Ben katkı sağlayacağımıza inanıyorum ‘’ diyorum. Celil abi ‘’ güzel. Tamam sen öyle istediysen öyle yapalım ‘’ diye kendine has üslubuyla bana destek veriyor. Ben o mutlulukla soluğu Sevda hanımın yanında alıyorum.

Biliyorum ki bağış vb. alternatiflerle derneği ayakta tutmaya çalışıyor. Heyecanla durumu özetleyip anlatıyor ve teklifimi yapıyorum.’’ Abla  fabrika ve kurumlar yardım etmek isteyebilir ama genelde bunun için bir karşılık göstermek isterler. Sen bahse konu oyun için davetiye bastır. Gittiğin yerlerde personellerine bir oyun seyrettirebileceklerini ifade ederek davetiye ile bağış toplayabilirsin’’ fikrini veriyorum. Oda fikri beğeniyor. Teklifimi kabul ediyor. Ve biz ‘’ Düzce Şehir Tiyatrosu’’ olarak oyunumuzu Düzce Spastik Özürlüler Derneği yararına oynuyoruz. Oyun beğeniliyor. İlgi görüyor. Bu vesileyle o günün koşullarında küçümsenmeyecek bir miktarda nakit girişi tamamen yasal yollarla derneğin kasasına giriyor. Açılmakta olan sınıfın nerdeyse tüm mefruşat giderleri bizim bu katkımızla sağlanmış oluyor ki benim gurur duyduğum, sonrada dernek tarafından şahsıma takdim edilen plaketle (onurla saklıyorum)şereflendirildiğim özel bir anıdır benim için bu olay ve katkı.

Sevda ablamı minnet saygı ve rahmetle bir kez daha anarak

Diyorumki: cinsiyet ayrımı yapmaksızın her insanın yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Önemli olan onu görebilmektir.

O zaman herkesi bu iç huzuru yaşaması, manevi tatminliği yaşaması için  hangi alan da olduğunun önemi yok taşın altına el sokmaya davet ediyorum

Dipnot : yaptıklarımızla hatırlanacak, anılacağız.

SAYGILARIMLA

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Objektif Gazetesi (www.duzceobjektif.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • Süleyman Öncül
    Süleyman Öncül
    5.11.2021 20:37

    Sevda ablama rahmetler diliyorum. Kaleminize, yüreğinize, emeklerinize sağlık.

Resmi İlanlar