• 13.11.2021 10:00
  • (1)

BİZ BU DURUMUN NERESİNDEYİZ ?

Yazılarımı genellikle İNSAN odaklı, doğru, dürüst, adil, iyi kavramları üzerine inşa etmeye çalışıyorum. Bu yazımda da bu rota üzerinden ilerleyerek sizleri düşünmeye, özeleştiri yapmaya zorlamak istiyorum. Belki sizin de tespit ve teşhisleriniz olabileceği gibi, belki kendinizle yüzleşmeniz için bir fırsat olacaktır ümidindeyim.

KİBİR

Mevki makam mesleki titr, mal mülk, fiziki durum fark etmeksizin ve cinsiyet gözetmeksizin bazı kişilerde bulunduğunu gördüğümüz bir huy kibir. Bana göre bir nevi psikolojik   hastalık diyebileceğim bir tavır, davranışlar bütünüdür. Kelime anlamı: maalesef bazı kişilerin   gerek farkında olarak gerek farkında olmaksızın kendini diğer insanları kıracak incitecek derecede önemli görmesi, zekasının, becerisinin, bilgisinin başkalarınınkiyle kıyaslanmayacak kadar üstün olduğuna inanması, fırsat buldukça bunu ima etmesidir. Yani kendini dev aynasında görme durumudur. Ve bu durum en yakınlarındaki de olmak üzere insanları kırmak, yaralamak, küstürmeye kadar varabiliyor maalesef. Benim şahsi kanaatim bu tür insanların aslında kendinde olmayan, olamayacak eksikliklerini örtbas etme güdüsü gibi bir durumun böyle davranış ve tavırlarla dışa vurumu gibi bir durum diye de düşünüyorum. Toplumda hoş karşılanmayan adeta antipati yaratan bu tavır ve davranışların kabul görmediği bir gerçektir. Kişi kendini gülünç duruma düşürdüğünün farkına çoğu zaman varmadığını da gözlemlediğim anlarda olmuştur. Dediğim gibi ben bu durumun psikolojik bir rahatsızlık olduğunu iddia ediyorum.Ve ilerleyen süreç diliminde o kişiler gitgide yalnızlaşır, soyutlanırlar toplumdan. Aslında bahse konu güzel bir söylem var onu yazarak durumu daha net izah edebilir, anlaşılır kılarım diye düşünüyorum. ‘’Kibirli insan kendini dağın zirvesinde gibi hisseder ve ordan aşağıdakilere bakarak küçük görür. Ama bilmiyordur ki aşağıdakiler de o kendini zirvede sanan kişiye bakar onu küçük görürler. Zira bilinen fiziksel bir gerçeğin tecellisidir bu durum. Çünkü  insan uzağa baktığında uzaktakileri küçük objeler olarak görmesi kaçınılmaz bir gerçektir’’  Sizce güzel bir tespit değimli? Genellikle o küçük görülmeye çalışılan kişiler gerek karakter yapıları gereği gerekse sorumlulukları bazında (bu sorumluluğu kırmama-dökmeme bazında diye düşünüyorum) böyle zamanlarda sadece izlemede kalarak sessizliği tercih ettiklerine şahit olmuşluğum vardır. Ama ben sessiz kalanlardan olduğumu söyleyemem. Karakter yapım gereği hassas davranarak uyarmaya, ikaz etmeye yönlendirmeye, düzeltmeye çalışırım. Genelde de bu süreçte tatlı bir dil kullanarak çok sevdiğim şu cümleleri kurarım. ‘’Bak arkadaş! Belki de sandığın kadar harika ve mükemmel değilsindir  de hep insanlar seni idare etmiştir. Birde böyle düşün.’’ diye uyardığım anlar olmuştur. Bence doğru yaptığımı düşünüyorum.

Tabi bu deyimin ilmi ve manevi anlamda da bir reddiyet içerikli karşılığı var.Yaradan gurur ve kibirden uzak durulmasını ayeti kerimlerinde özellikle emretmiştir. Bu anlamda  Mevlana Celaleddin  bahse konu olayın vuku bulduğu bir ortamda rivayet olunduğuna göre ‘’ kibirlenme ey insanoğlu! Senden büyük ALLAH (C.C.) var’’demiştir. Yaradılış amaç ve fıtratımıza oturmayan uygun olmayan bir davranış ve huy olarak kabul edilen gurur ve kibir’le ilgili onlarca kıssa ve rivayet de duymuş olabilirsiniz ki hem ilmi hem edebi olarak hiç kabul görmeyen bir fiil olduğu tartışılmazdır. Yine inanç kısmında günümüze ulaşmış bir bilgide şudur: Peygamber efendimiz (s.a.v.) birçok defa ikaz ederek uyardığı bahse konu üzerine özellikle veda hutbesi konuşmasında da altını çizerek ‘’hiç kimsenin başka bir kişiye üstünlüğü yoktur. Ne ‘’arabın başka bir araba, nede bir arabın bir beyaza üstünlüğü mümkün değildir. Üstünlük sadece Takva’dadır.Takva’da yaradana teslimiyet, iyi ahlak,merhamet,adalet’’ diye buyurduğu bilinmektedir. Toparlandığında Kibir, Gurur vb. hal ve hareket tavır ve davranışların insan için hayırlı olmadığı aşikar denilebilir.

TEVAZU

 Yukarıdaki ilk başlığın zıt karşılığı olan bu terim de Alçakgönüllülüğü,Gösterişsiz yalınlığı ifade eden cümledir.Bu vasıfları üzerinde taşıyan ve yansıtan kişilerede MÜTEVAZİ tanımı yakıştırılır.Hemen her ortamda kabul gören takdir toplayan bir yaşam şekli davranışlar bütünü ve yansımasıdır. Aslolan da budur. Tabi bu zamanlarda ölçü de önemli bir ayrıntıdır. Tepkiler ve uyarılar zamanın da yerinde olması kadar yapılmalıdır. İbn-i Haldun bahse konu durum için ‘’Fazla tevazunun sonu vasat insanlardan nasihat dinlemektir’’ diyerek  işaret etmeye çalıştığım ÖLÇÜ oranına dikkat çekmeye çalışmıştır ki doğrudur.

Yine başka bir söylemle hepimizin hafızasında bulunduğunu düşündüğüm ‘’ Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol’’ sözü bize olmamız gerektiği şekli tarif etmiştir.

 

İNSANIN EN BÜYÜK ENGELİ KÜÇÜKSEMEKTİR

Adlı kitap bir bölümde şu ifadeyi kullanmıştır: ‘’Kıymetli şeyler her zaman yukarı doğru uzanılarak elde edilemez. Bazen eğilip almayı da denemek gerekir ‘’  söylemi bana göre anlatmak istediklerimin adeta bir özeti diyebilirim.

Şahsen etrafımda her türlü farklı standartlarda yaşayan insanlar gördüğümü söyleyebilirim ki içinde İNSAN olmanın getirdiği sorumluluk bilinci davranışı, tavırları taşıyanlar azımsanmayacak kadar çoktu. Ben onlara ‘’Küçüldükçe büyüyenler ‘’ tabirini yakıştırıyorum ki hak ettiklerine inanıyorum.

Ufacık bir iyiliğin, merhametin, bir tebessümün, bir tutam güzel sözün ne kadar değerli, önemli olduğunun bilincinde olarak kendi iç huzurumuza da katkı sağlayacak yaşam çizgimizi belirleyelim temennilerimle herşey herkesin gönlünce olsun dileklerimle saygılarımı sunuyorum.