• 17.12.2021 12:33

22. YÜZYIL, BİLİM ve TEKNOLOJİ ÇAĞI !

Bu sıralar kanaat önderi, lider dediğimiz bazı insanların maalesef ağızlarına plesenk ederek adeta gururla söyledikleri ‘’ iyiki okumamışım’’ sözünden yola çıkarak bir şeyler yazmak istiyorum. Tabi benim bakış açıma göre şiddetle reddettiğim bir söylem olduğunu altını çizerek belirtmeliyim. Okumamak öğrenmemekten insan nasıl gurur duyar anlamakta güçlük çekiyorum. Zira öğrenmek, bilgi insanın ufkunu açar ,  doğru değerlendirme yapmasına imkan verir. Ülkede ve Dünya da olan gelişmelerden haberdar olunur ki bazı durumlara boşu boşuna balıklama atlamaya engel olur.  Ve işin manevi boyutu da varki: Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) bir hadisi şerifinde ‘’ ilim Çin dede olsa arayın alıp gelin’’ diyerek öğrenmenin, bilgi sahibi olmanın önemine dikkat çekmiştir.

GÜLÜMSETEN ANEKTODLAR

Muzip karakter yapım gereği bende anı ve anektod oldukça bol. Üstte giriş kısmındaki söylem üzerinden giderek kısa bir iki anektod’u aktarmaya çalışacağım. Emekli olmadan önce bir kamu kurumunda genel tahsilat şefi olarak görev yaptığım dönemler. Tarih vermem gerekirse 1990 lı yıllar.  Oturduğum makam masam hemen önümde sıralanmış veznelerin arkasında bulunuyor. Sebebi öndeki hareketliliği görebilmek,  gerektiğinde  vatandaş-memur arasında köprü olabilmek.  Bir nevi gaz alma pozisyonu da denilebilir ki  zaman zaman memur vatandaş arasında anlaşamamazlıklar olabiliyor.  İşte öyle günlerden biri. Orta yaşlarda bir beyefendi memur arkadaşa sesini de yükselterek ‘’ ben hamam işletmiyorum. Bu fatura yanlış ‘’ diye yarı fırçamsı bir serzenişte bulunuyordu. Biraz uzaktan izledim ve müdahale etmem gerektiği kanaatıyle  yerimden kalkıp vezneye ilerledim. Memur arkadaşa sen git bir hava al gel diye dışarı yolladım ‘’ buyur beyefendi ‘’diyerek faturayı alıp önümdeki ekrana bakmaya başladım. Amca sürekli konuşuyor. Bir şey yapmam gerekiyor. Aklıma bir muziplik geldi. Ve ben amcaya zaten fatura üzerinde de yazılı adresi okuyarak ‘’bu ev senin evin mi?’’ diye sorunca ‘’evet benim’’ demesiyle ben aklımdaki planı uygulamaya başladım. Ekrana bakarak ‘’ amca itiraz etmeye çalışıyorsun ama şuanda (ben görüyormuşum gibi kendimden emin bir ses tonuyla) mutfakta su şakır şakır akıyor ‘’ dememle birlikte amca benim gördüğüme kanaat getirerek adeta dellendi ve başladı ‘’ o yeni gelin varya, yeni gelin odur o. kaç kere muslukları kullanmadığınız zaman kapatın’’ dedim diye söylenerek  faturayı ödeyip koştura koştura eve gidiyorum diye çıkıp gitmişti.

Evet belki sizi az da olsa tebessüm ettirdiyse de asıl dikkat çekmek istediğim nokta amcanın sadece kendi dünyası içinde takılı kaldığı, teknolojiyi takip etmediğinin net belli olduğuydu. Zira teknoloji o gün için ne kadar gelişmiş olsa da evimizde mutfakta açık olan çeşmeyi bilmemizin mümkün olmadığını bilemeyecek kadar gündemden, bilgiden, teknolojiden baya bir uzak olduğuydu.  Tabi bu sadece bir alandan verdiğim bir örnekti ki yüzlerce farklı alan örnekleri bulmak mümkün. Sonuç olarak bilgi her şeydir. Okumak öğrenmek Dünya’ yı  takip etmek artık günümüzde bir entelektüel ‘lik değil gerekliliktir ki  insan olarak yapımızda ‘’AKIL’’ Gibi muhteşem bir organa da sahibiz . bilgilerimizi akıl süzgecinden geçirerek çok daha doğru tahliller değerlendirmeler yapabiliriz. Hani ünlü bir söylem vardır bilirsiniz ‘’ kalem kılıçtan keskindir’’ sözü bu konuya dair net anlaşılır bir söylemdir diye düşünüyorum.Bilgi güçtür.doğru zamanda gerektiği kadar kullanıldığında önünde hiçbir güç duramaz.

İKİNCİ ANEKTOD

Yine Belediye ve aynı görevdeyim. Her yerde olduğu gibi  bizim kurumumuzda da her mali yılı başında hizmet bedelleri zamlanır. Buna mezar yeri satışları da dahildir. Ancak vatandaş yeni mali yıla girmeden bir teminat vererek (o dönemde bu bir çek sunumu idi ve yasaldı) belli bir şablona bağlı kalmak üzere eski(zamsız) fiyat üzerinden   sözleşme imzalayarak mevcut bedeli taksitlendirerek bu hizmeti alabiliyordu. Vatandaşlarımızdan bir tanesi bu şartları yerine getirerek sözleşme imzalamış ve bu hizmetten faydalanmıştı. Sözleşmeyi eşi hanımefendinin üzerine yapmış, bir kişilik özel mezar yeri satın almıştı. Yanlış hatırlamıyorsam 9 taksit üzerinden ödemesini yaptığı yerle ilgili hazırlanan sözleşme iki nüsha oluyor. Sözleşmenin içinde adres bilgileri telefon gibi ayrıntılar da bulunuyordu. Yaptırım maddelerinden bir tanesi mükellefin taksitlerini zamanında ödemediği takdirde sözleşme akdi yerine getirilmediği için otomatik olarak tek taraflı fesh(belediye tarafından)edilebiliyordu yada teminat çeki tahsil edilip hemen alacağa mahsuben kasa girişi makbuz karşılığı gerçekleştiriliyor mağduriyet yaşanmamasına gayret ediliyordu. Görevim gereği bu tür alacakların takibi tarafımdan yapılmaktaydı. Yanlış hatırlamıyorsam o ana kadar 8 taksit ödenmiş 9. Taksitin günü gelmişti. Gününde ödenmeyince ben telefon ederek ‘’…. Hanımefendi aldığınız yerle ilgili 9. Taksidi ödemediniz. Belki unutmuş olabilirsiniz diye hatırlatma gereği duyduk. Gelip yatırırsanız çeki tahsile vermeyeceğiz. Aksi takdirde çeki tahsil edip yasal faizi uygulayacağız bilgisini vermek için aradım’’ dedim. Aslında net olarak hatırladığım ama bu platformda isim zikretmenin doğru olmadığına inandığım için ismini zikretmeyeceğim hanımefendi önce bir sessizlikten sonra ‘’Eşim iş seyehatinde burada değil. Ben hemen geliyorum’’ dedi ve telefonu kapattı.  Onbeş dakika olmuş yada olmamıştıki hanımefendi geldi.  Ben masama buyur ettim. ‘’Nedir bu taksit işi ne yeriymiş bu’’ kızgın bir tavırla sordu. Haberinin olmadığı tavrından net belliydi.Ben sakince izah etmeye çalıştım. Ama zor bir durumdu. Kotarmaya çalışıyordum ama konuştukça, izah etmeye çalıştıkça detay verdikçe batan ben son hamle olarak gayri ihtiyari bir hal içinde sözümona şirin görünmeye çalışarak ‘’ hanımefendi belikli durumdan haberiniz yok sanırım beyefendi size sürpriz yapmaya çalışmış’’ diyebildim. Hesapta hanımefendiyi sakinleştirmeye çalışırken baltayı taşa vurduğumu hanımefendinin adeta burnundan soluyarak ‘’Sürprizmiş. Mezar yeri hemde benim adıma ha?’’serzenişiyle anladım. Ama iş işten geçmişti. Bir şey ikram edeyim dedim reddetti. Taksidi sordu çantasından çıkardığı parayla ödemeyi yaptı. Zimmetimde olan çeki  zimmetle kendisine takdim ettim. Zaten bir çuval inciri berbat etmiş olmanın paniğiyle  kalmış gitmeye hazırlanan hanımefendiye ki çalışma arkadaşlarımla sessiz bir şekilde olayı takip ediyoruz.  Bendeniz yine patavatsızca ‘’iyi günler hanımefendi. hayırlı olsun. Güle güleyin ‘’ diyebilmiştim. Bir anda serviste ölüm sessizliği  hakim oldu.  Hanımefendinin ayakkabı topuk sesleri gittiğine işaret olduğu kadar sessizliği de dağıtıyordu. Ancak telapatik olarak üzerimde hissettiğim bir çift göz olduğunu fark etmiştim ki kafamı kaldırıp hanımefendiye baktığımda gözlerinde kızgınlıkla sanki bana ateş ediyordu. Belki sonrasını merak edenleriniz olabilir. Hiçbir olumsuz geri dönüş olmadıysa da benim hatıralarım da trajikomik bir anı olarak yerini aldı.

İnsan bazen susmalı. Bazen bin düşünüp bir söylenmeli çok doğru bir söylem.

AKLIMA GELDİ YAZDIM İŞTE…