• 8.01.2022 12:44

HİSLER-GÜVEN DUYGUSU

İzlediğim bir film, kısa bir video ve yaşadıklarımdan edindiğim tecrübem üzerinden odaklanarak bir şeyler yazmaya çalışacağım bu yazımı.

KALP GÖZÜ- DUYULAR ve HİSLER

Sevginin açamayacağı kapı yoktur diye başlamak istiyorum. Canlılar da bunu gerek davranış tavırlarıyla aşağı yukarı hisseder ona göre duruş gösterirler diye düşünüyorum. Yaklaşım bu anlamda büyük önem kazanıyor. Ses tonu, söz tonu vb. ayrıntılar karşı tarafa negatif veya pozitif bir fikir veriyor, davranışını olumsuz, olumlu tetikliyor. Bir arkadaşımın kangal cinsi bir köpeği vardı. Hayvancılıkla uğraştığı için böyle bir koruyucu gözetici edinmişti. Onun ifadesiyle hayvan biraz agresif karakterdeydi. Bir ziyaretimde ağıla yakın yerde köpeği gördüm. Kalın zincirle bağlanmış küçük sayılmayacak irilikte bir canlı. Sevmek istediğimi söylediğim de arkadaşımın ‘’ İlhami bence yaklaşma, ne yapacağı konusunda garanti veremem, ben bile temkinli yaklaşıyorum’’ uyarısına hayvanlar la ve çocuklarla iyi iletişim kurabildiğim bilincimle ‘’ yok ben seveceğim, bir şey olmaz ‘’ diye hayvana yavaş yavaş sokuldum. Hayvan hissetmişti ki ben buna inanıyordum zaten. 3-5 dakika sevdim oda bana karşılık verdi. Hiçbir olumsuzluk yaşanmadı.  Arkadaşamın  hayret içindeki ‘’İnanamıyorum ya! Sana hiç olumsuz bir tepki vermedi. Şaşırdım inan’’ dediğini hatırlıyorum. Hadi canım sende demeyin ama ben böyle olacağından emindim zaten. Benim ona sevgiyle yaklaştığımı hissetmişti. Daha önceki tecrübelerimi kullanarak yanına gittiğimde eğilerek onunla göz teması hizasında iletişim kurmam işimi hafifletmişti. Sonraki zaman dilimlerin dede aynı yöntemle sorunsuz birlikteliklerimiz olmuştu.

FERASET

Geçmiş dönemlerden hatırlayacağınızı ümit ediyorum bazı siyasetçilerin ‘’ ben cahil halkın ferasetine güvenirim’’ şeklindeki beyanları bir ara gündemi baya bir meşgul etmişti. Bu söylemi ilgi tutarak bende diyorum ki ‘’ bende hayvanların ferasetine, vefasına güveniyorum’’  Ve bu düşüncemi destekleyecek onlarca örnek vermek mümkün. Arama kurtarma görevlerindeki başarıları,sahibine bağlılıkları, onları korumaları ilk planda göze batan halleri denilebilir.

YIL 1980 Lİ YILLAR DİLİMİ- GAGUŞ.

Gaguş:  adını benim koyduğum, seslenişlerimizle o adın kendisi olduğunu bilen, kafesi olmasına rağmen kafesin kapısını hiç kapatmadığım mavi beyaz tüylere sahip bir muhabbet kuşu.  Evet   bir kuş ama öyle sıradan bir kuş değil. Akıllımı akıllı, yetenekli, sevgi  pıtırcığı  bir kuş. İlişkilerimiz çok üst düzey samimiyet çerçevesinde bir kuş. Öyle ki dışarıdan eve geldiğim de ismiyle gaguş diye çağırdığım da hemen gelip omzuma konması, beni öpercesine bıyıklarımı çekiştirmesi kelimelerle ifade edilemeyecek kadar hoş   ambiyanslar dı. Yemek yerken bile omzuma konup adeta yemeğime ortak olması beni mutlu ediyordu. Akıllı demiştim ya hani eminim beni gözlemlemiş, işe gidiş geliş saatlerimi de hafızasına kaydetmişti. İşe gidiş saatlerim standarttı. Bazen larç davranıp yataktan çıkmakta acele etmediğim zamanlar da   gaguş olayı fark edip adeta hadi geç kalacaksın dercesine başıma konar beni yataktan çıkarana kadar saçımı çekerdi. 4-5 yıl böyle bir birlikteliğimiz oldu. Sonra ben başka bir iş için şehir dışına çıkmak zorunda kaldım.(İstanbul da çalışmaya başladım). Ama Cuma günleri mesai bitiminde otobüsle eve gelip Pazar günü dönüyordum. Evimiz benim otobüsten indiğim çoban mevki denilen yere 800-1000 metre mesafede bir uzaklıktaydı. Annemin aktardığına göre gaguş  benim otobüsten inip eve doğru geldiğimi hisseder hareketlenir gözlerini kapıya diker beklermiş.  Yine annemin ifadesiyle ‘’ biz hah İlhami geldi’’  diye  gaguş’un  tepkilerinden anlardık derdi. Sanırım bir fikir sahibi oldunuz. Günler günleri kovaladı. Gurbette çalışmam uzun sürdü. O aralar sanırım 89 yılıydı. Gaguş hastalanmış. Babam veterinere de götürmüş olsa da çare bulamamışlar. Birkaç ilaç desteği de almış. Ama özlemden mi bilmiyorum yemeden içmeden kesilmiş, ses çıkarmıyormuş. Yine annemin ifadesiyle iyice zayıflamış. Ta ki geldiğim o Cuma gecesi onun tepkileriyle annem de yine ‘’ İlhami geldi’’ kanaati oluşmuş. Derken üç beş dakika sonra eve girdim. Kısık bir ses çıkarıp bana baktı. Omzuma aldım. Beraber bir şeyler yedik. O sıra bana bakarak sanki oh seni gördüm ya dercesine bir cik sesi çıkartarak düştü yere. Ben  bir panik, bir telaş bir üzüntü. Şu an bile kalbimin kabardığını hissedebiliyorum. Evet gaguş hayatını kaybetmişti. Annem ‘’ İlhami o birkaç gündür ölüme hazırlanıyordu. Sanırım seni bekledi. Seni gördü öyle öldü’’diyince gözlerimden akan yaşlara engel olamamıştım. Psikolojim darmadağın olmuştu. Elime aldım önce onu güzelce yıkadım. Kuruladım. Üzerine kendi parfümümden sıkıp peçetelere sardım. Gecenin yarısı geçmiş olmasına rağmen elimde bir fenerle yan tarafımızdaki bahçenin köşesine gömdüm. Uzun bir süre etkisinden kurtulamadığımı hatırlıyorum. Maalesef zaman bazı şeyleri arkada bırakmaya zorluyor insanı. Şimdi zaman zaman yazılarıma konu ettiğim muffin(kek) adlı bir arkadaşım, terapistim var. O kadar iyi birbirimizi anlıyor, anlaşıyoruz ki birkaç saat onu görmesem, ona dokunmasam, göz teması kuramasam büyük bir boşluk hissediyorum kendimde.

Aklıma geldi yazdım işte. Amacım daha önceki yazılarıma da konu ettiğim farkındalık   yaratmaktı. Sevdiklerimize sıkı sıkıca   sarılalım.  Birbirimize sevgimizi hissettirelim. Çünkü hayat kısa, yaşam aldıklarını geri vermiyor.

Ve bütün canlıların bu Dünya da  yaşama hakkı vardır. Bizler de elimizden gelenin fazlasıyla tüm canlıların yaşamasına katkı sağlayalım. Hor görmeyelim. Sahip çıkalım. Yardım edip ihtiyaçlarını gidermeye çalışalım LÜTFEN.

2022 sevdiklerimizle sağlık huzur içinde mutlu bir yıl olsun temennilerimle