B A Y R A M L A R

  • 27.04.2022 13:20

BAYRAM

Bayram, dini bayramlar ( ki bundan kasıt ramazan bayramı yada halk arasında ki   bir başka söylemiyle şeker bayramı) bir önceki yazılarımda kısmen değindiğim ‘’ manevi iklim’’ ‘in ödüllendirilmesi  denilebilir. Birlik beraberliğin daha üst seviyelere taşındığı, ikram ve hediyeleşmenin net görülebildiği, daha çok çocukların hayallerinin büyük olması sebebiyle  onları sevindirebilmenin  mutluluğunun, huzurunun yaşandığı özel günler diyebilirim.

ESKİ BAYRAMLAR

Belki içinizde ya niye eskilere takılıyoruz diye geçirenler olabilir. Unutamayız, unutmamalıyız diye düşünüyor ve yazıyorum. O zerafetin, naifliğin gelecek nesillere aktarılması gerektiğine inananlardanım. Kendimden bilirim çocuk mutlu oldu mu unutmaz. O  mutluluğu dalga dalga yayar başkalarının da mutlu olma sebebi olur. Hani hepimizin bildiği bir söylem vardır ‘’ gül ki dünya gülsün’’ den yola çıkarak: Çocukları mutlu etmek, onları sevindirmek (bayramlık yeni elbise, kıyafetler almak vb.) şeker bayramının olmazsa olmazlarındandı diyebilirim. Tabi ki akraba eş dost kolu komşu ziyaretleri. Odak noktası çocuklardı niye dedim?:  kimse altında siyaset dahil başka hiçbir şey aramaması temennilerimle eskiden  kelimelere sığdıramadığım bir bolluk bereketlik vardı. Hoşgörü vardı. Hane halkı zengin olma titr’i taşımasa da bütçeleri, imkanları doğrultusunda başta özellikle çocuklar gözetilerek misafirler için hazırlık yaparlardı. İlk aklıma gelen mahallemizde (bahse konu ettiğim zamanlar 960-970 li yıllar arası, o zamanlar Düzce merkez şerefiye mah. Cumhuriyet sk.da ikamet ediyorduk.) Evet komşularımızdan şimdi rahmete ermiş  şevkiye teyzemiz (rabbim mekanını cennet eylesin) bayram ziyareti için çocukların geleceğini öngörerek kız çocukları için süslü bir mendil içine o günün koşullarında bir çocuğu sevindirebilecek miktarda bir para koyup kurdeleyle bağlayıp ikram tepsisine sıralar, erkek çocuklar için kaliteli bir çorap ve içine yine aynı tarzda bir harçlık yerleştiririr   onu da  kurdela ıle  süsleyip bağlayıp ikinci bir tepsiye sıralardı. Ve biz çocuklar buradan nasiplenmek için ilk ziyarete koşturduğumuz hanelerden biriydi. Kapıyı tıkladığımızda  güleryüzle kapıyı açar bizi içeri davet eder, hediyelerimizi takdim eder  ‘’ sizin daha gezecek çok yeriniz vardır’’ diye gülümseyerek yolcu ederdi. İkincisi mahallemiz sınırları içinde olup şahsen bizim evimize yakın diyemiyeceğim. Tiryaki sokakta o zamanlar anılan adıyla ‘’ iğneci meliha abla’’ ların evine bitişik  tek katlı iki odalı bir evde ikamet eden, geçen yıl ziyaretime gelen sevgili Ali Özkal ağabeyim ve Özkan Gönenç kardeşimle yaptığımız sohbet sırasında akrabaları olduklarını öğrendiğim  ‘’ Kaptan amca’’ diye tanıdığımız  emekli kaptan ki adını yeni öğrenebildim sayın Hilmi Yenigün amca ziyaret edilecek ikinci önemli duraktı biz çocuklar için. Çünkü kaptan amca ve eşi  kapıyı güler yüzleriyle açar ve biz çocuklara o dönemin meşhur delikli paraları  10 kuruş ve benzeri miktarları takdim eder bizi yolcu ederdi. Öyle mutlu ayrılırdık ki o hanelerden. Anlatılmaz yaşanır diyorum. Bunlar nasıl unutulur? Unutulmaz! Başta da demiştim ya çocukların hayalleri diye, işte o ziyaretlerle biriktirdiğimiz paralarla hedeflediğimiz şeyleri alabilmekti amacımız. Ve genellikle de bu hedefe ulaşırdık.

ÇOCUĞUNUZU TERBİYE ETMEK İÇİN ÖZEL ÇABA GÖSTERMEYİN, KENDİNİZİ DÜZELTİN, DÜZELTMEYE ÇALIŞIN ZİRA O ÇOCUK SİZDEN GÖRDÜKLERİNİ YAPACAKTIR demiş atalarımız ve ben bu sözü ilgi tutarak devam edeceğim. Yukarıda bahse konu etmeğe çalıştığım durum rahmetli babam Tahsin Han tarafından da öyle ahım şahım üst düzey gelire sahip değilsek de devam ettirilen bir fiildi. Dolayısıyla beni tanıyanlar ve yakın çalışma arkadaşlarım şahittir bende bu uygulamayı bayram öncesinde bankalar dan  bütçem doğrultusunda ‘’gıcır para’’ diye tarif edilen hiç el değmemiş deste(1.000-5.000-10.0000lik deste yeni paralar) temin ederek çocukları sevindirmeye devam ederdim. Onların gözlerindeki o pırıltı her şeye değerdi. Malikhanem çocuklar için adeta bir cazibe merkezi halini alıyordu. Tabi ki devam ettirmeye özen gösteriyorum. Ancak en üstte bahsettiğim gibi bu günün koşullarında bu nerdeyse imkansız hale geldi diyebilirim. Şartlar oldukça zorlaştı demem kesinlikle abartı olmaz. Bereket yok. Biriktirme  adeti  bitti. Maalesef alım gücü öyle seviyelere düştü ki insanlar günü kurtarabilirse kendini şanslı hissediyor diyebilirim.

SONUÇ

1 Mayıs Pazar günü arife , 2-3-4 Mayıs tarihlerinde kutlayacağımız  bayramımızda (şeker bayramı) yüreğimiz den sevgi yüzümüzden gülücük eksik olmadan , önemli bir manevi söylem olan ‘’ verdiklerin senin’’ anlayış bilinciyle başta çocuklar olmak üzere insanları mutlu etmeye gayret edelim. Gönül alalım, saygı gösterelim, saygı görelim. Sevelim sevilelim diyorum.

BU VESİLEYLE BİR KEZ DAHA RAMAZAN BAYRAMININ HAYIRLAR GETİRMESİ DİLEK ve TEMENNİLERİMLE TEBRİK EDİYOR. HERKESE AYRI AYRI SELAM SEVGİ ve SAYGILARIMI İLETİYORUM.

Hadi  hem bu günün önemine binaen  özel bir dua ile bitireyim.  Sevgili okuyucularım, değerli dostlarım, arkadaşlarım , akrabalarım, komşularım  bu bayram ve mübarek kadir gecesi hürmetine Rabbim cümlemize feyz ve bereketinden nasiplenmeyi, sıdık kullardan olabilmeyi, felaha erdirdiklerinin cümresine dahil olabilmeyi ve lütfuyla cennetiyle şereflenmeyi nasip etsin inşeallah. AMİN

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Objektif Gazetesi (www.duzceobjektif.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar