• 13.05.2022 12:46
  • (1)

Bir ağabeyimi takdimimdir (tüm samimiyetimle)

 Diyerek  aslında pencere açmak istediğim konu : her şeyin olduğu gibi ziyaretin de bir usulü adabı olduğuna vurgu yapmak amacım. Herkes kendince içinden alacağını alıp öz eleştirisini yapsın bakalım.

Yaklaşık 1-2 saat önce telefon irtibatı kurarak   dertleştiğim, söyleştiğim bir ağabeyim ki kendisiyle  Düzce şehir tiyatroları çatısı altında birkaç oyun gösteriminde aynı sahneyi paylaştığım bir ağabeyimden bahsedeceğim. Kendisi bazı rahatsızlıkları sebebiyle İzmir/ dikilide ikamet ediyor. Oda benim gibi ısrarla hayata tutunma mücadelesi veriyor. Sohbetimizin bana göre en can alıcı kısmı: Kesinlikle bağımlı olmadığını bildiğim ama   biraz zaafı olduğu  ve bana ‘’ İlhami alkol defterini açmamak üzere kapattım’’ söylemiydi. Onun sağlığı söz konusu olduğu için benim açımdan sevindirici bir durumdu bu.

1990 LI YILLLARIN İLK YARISI

Temel olarak ağırbaşlı bir yapıya sahip olmama rağmen şuan dahil   içimdeki çocuk hep vardı halada var. Yani muziplik   bir parçam adeta.  Gerektiğinde mi yoksa gerekli   gereksiz  biraz patavatsızca  ortaya çıkan  bir huyum.

Tiyatro çalışmalarında sık sık bir arada olur şakalaşır dertleşirdik tüm ekip. Güzel günlerdi.

Anektodumun içeriği emekli öğretmen sevgili  Nazmi BAYRAM ve değerli eşleri Aysun BAYRAM odaklı bir anekdot olacak.

Kesin net tarihini hatırlamamakla beraber yeni bir oyun hazırlığında olduğumuz prova çalışmalarımız sırasında   bir haber geldi tiyatroya.  Nazmi ağabeyim, öğretmenimiz gece alkole bağlı   olarak  bir kalp spazmı geçirmiş. Tüm ekip olarak üzüldük ve gelişmeleri takip ettik. Gerekli müdahalelerin yapılarak servise alındığını, durumunun stabil olduğunu öğrendik. Tabi odaya alındığına göre ziyaret edilmeliydi. Ben ve birkaç kişi ertesi gün, gün ışığında bizzat ziyaret etme planı yaptık. Bu arada altını çizmeliyim ki Nazmi  ağabeyim  kaliteli takılırdı. Viski içer severdi.

Neyse hastaneye ziyarete gitmeden önce ben bir koşu  kullanmama rağmen  tekel bayiine gittim. Bildiğim kadarıyla halen raflarda bulunabilen  minyatür ama şık şişelenmiş ‘’ cep viskisi’’ aldım ve hastaneye gittik. Nazmi hocama hastanede değerli eşi oda öğretmen olan Aysun hanım refakat ediyordu. Krizi atlatmanın rehavet ve memnuniyeti içinde olan ağabeyimize espriler yaparak moralini düzeltmeye çalışıyoruz ki odada patlayan kahkaha seslerine muhtemelen dışarıdakiler bir anlam verememiştir. Sıra bana gelmişti.  Gözleriyle bizleri denetlercesine takip eden Aysun öğretmenimin gölgesinde ‘’ abi seni ziyarete  boş mu geleceğimi sandın?’’ diyerek cebimdeki cep viski şişesini çıkarıp Nazmi hocama uzatmamla Aysun öğretmenimin ‘’ delirdiniz mi siz? Ne yapmaya çalışıyorsunuz?’’  diyen yarı fırçamsı yarı ayar veren hiddetli ses tonu ( ki şuan bile kulaklarımda) odanın buz kesmesine sebep olmuştu. Akabinde Aysun hocamın odanın kapısını açarak ‘’ hadi bu kadar yeter güle güleyin’’ diye yolcu etmesi unutulacak bir şey değildi. Ha haklımıydı? Bugün düşününce kesinlikle haklıydı. Hakaret etseydi bile hak ettiğim bir durumdu. Çünkü insanlar orda can derdinde ben muziplik peşinde. Kabul edilebilir, hoş görülebilir tarafı hiç yok.

Bazen haberlere bile malzeme olmuş ( çiğköfte partileri, nargile seansları vb.) bu ve benzer absürt girişimlerden kaçınmalıyız. Her şey olması gerektiği doz ve ayarında yapılmalı diyerek sizlere trajikomikte olsa bir fikir verdiğimi düşünüyorum.