• 17.06.2022 13:11

Kendi hayatımdan yola çıkarak yaşadıklarım, gel gitlerim, gözlemlemelerim, şahit olduğum farklı örnekler le  DİBE VURMAK  deyim ve söylemini daha anlaşılır anlatma sorumluluğum olduğunu düşünerek yazmaya çalışacağım.

Hayatımızın her döneminde bazı iniş çıkışlar yaşayabileceğimizi kimse inkar edemez kanaatindeyim. Ve çözümün de kişinin bakış açısı, yaşam biçimi, alışkanlıkları ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum.

Kendi adıma düşündüğümde inanç (din) faktörünün birinci derecede önemli bir yer teşkil ettiğini inkar edemem.  Tabi bahse konu inanç (din) anlayışı genelde yazılarımda üzerine titreyerek ifade etmek istediğim  kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimde tarif edilen olmamız gerektiği tarif edilen  İNSAN olabilmek.  Ki dediğim gibi bende üzerinde ısrarla durmaya gayret ettiğim İNSAN. Adalet, Merhamet, Şefkat, Sevgi ve Saygının içinde harmanlandığı İNSAN.

Ve yine ilmi bir söylemi ‘’ Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık’’ (isra-13) ayeti kerimesini ilgi tutarak devam edeyim. Önce kader ne onu bu yazım içinde netleştireyim. Hedef belirlemek, istemek, planlamak, girişmek (başlamak) diye kaba ana başlıkları biraz üstte değindiğim İNSAN (İnanç bilinci ve sorumluluğuyla) faktörüyle birbirine entegre ettiğimizde karşımıza yeni kapılar açılacağını görmemek  için kör olmak lazımdır. Bu körlük fiziksel körlük kadar kalp gözü körlüğü olarak da denilebilir. Yani kaderim böyleymiş, nasibim bu kadarmış deyip kaçmaya kalkmak bana göre aciz insanların kendilerini kandırmaktan öteye gitmeyen  bir taktiği diye düşünüyorum.

Oldukça iyi iş yapan lokasyon olarak da iyi bir yerde bulunan kardeşimin  dükkanı deprem zamanında bir daha hizmet veremeyecek şekilde hasar almıştı. Bir gün onu yarı ağlamaklı bir şekilde görmüştüm. Yanına gidip ‘’ hayırdır ne oluyor?’’ diye sorduğumda ‘’ Abi daha ne olsun dükkan gitti görmüyormusun? Ben şimdi ne yapacağım?’’ çaresizlik, umutsuzluk içeren  benim de yüreğimi dağlayan cevabına  onu karşıma alıp ‘’ abisinin biten bir şey yok. Tamam burada bu işi belki yapamaya bileceksin ama yeni bir yer bulur orda açarız bir dükkan’’ telkin konuşması yapıp bir nebze olsun üzüntü gazını almış, sohbet etmiştik. Devamında ikili ilişkilerimin üst seviyede olduğu sevgili ağabeyim Adnan NOYAN ağabeyime konu hakkında bir konuşma yaptığımda sağolsun bir saniye bile düşünmeden ailesine ait yola cepheli bir arsayı  tarif ederek ‘’ abisinin bunun için moral bozulurmu?  Gidin orda beğendiğiniz seçtiğiniz bir yere dükkanınızı kurun’’ diye adeta yüreğimize su serpmişti.Müthiş ötesi bir yaklaşım ve teklifti bu. Hemen kardeşimi alarak  bahse konu yere gidip yer tesbitinde bulunup Adnan abinin kardeşi rahmetli Atilla NOYAN abimize yakın bir yere pratik prefabrik bir dükkan inşa edip müşterilerimize burada hizmet vermeye başlamıştık. Jan-Janlı bir dükkan inşa edememiştik belki ama yeniden başlamıştık. Samimi dostane komşuluk ilişkilerimizle kendimize gelmiştik diyebilirim. O şartlarda güzel günlerdi. Dayanışmanın, güvenin dostluğun pik yaptığı zaman dilimiydi diyebilirim. Yaklaşık iki yıllık süre içinde oldukça güzel omuz omuza komşuluk ilişkileri bazı şeyleri daha da pekiştirmişti. O zor günlerde Adnan abi şahsında bize kapılarını açan  NOYAN ailesine şükranlarımı sunmamak vefasızlık olur. Ve o süreç içinde komşuluk ilişkilerini güven, sevgi ve yardımlaşma boyutunda en üst seviyeye taşıyarak güzel ilişkiler geliştirip maalesef erken kaybettiğimiz değerli ağabeyim Atilla NOYAN’ı da rahmet, minnet ve dua ile yadediyorum.

Bu kısıma kadar ki bakış açım şuydu: pes etmek acizlikti. Biz pes etmeden tecrübe ve birikimlerimizle yeni bir başlangıç yaptık. Başarılı da olduk. Hayat devam etti ve etmeye de devam ediyor. Aslında her tıkanıklık, bitiş sandığımız zamanlar, sözümona tükenişler doğru planlama, hamle ve gayretle  beklide yeni bir sayfa açmak için bir avantaj diye düşünüyorum.

Buraya kadar yazdıklarım herhangi bir iş kolunda herkesin yaşayabileceklerine örnek teşkil edilmesi adınaydı. Elbette şekil ve boyutları farklı olabilir ama anahtar bu diye düşünüyorum. Yeniden başlayabilmek hedefli,  gayret ve azim odaklı hamlelere sırt çevirmemek lazım.  Hem de avantajlı bir biçimde: geçmişle yüzleşip,, ben nerde hata yaptım sorusunu kendine sorabilecek olgunlukla, tecrübe ve birikimini kullanarak.

Hani bazen birbirimize şaka odaklı da olsa ‘’ aklını kullan aklınıı’’ diye takılırız. İnsanoğlu için akıl müthiş ötesi bir donanımdır. Kabul gören şekli ise : ‘’ aklı yeri ve zamanı geldiğinde doğru hamleyle kullanabilmek’’ diyor uzmanlar. Tartışılabilirmi? Ben yorum yapmayacağım. Takdir sizin.

Gelelim ikinci bakış açısına; Ben buna kaçışın zirvesi diye yorum getiriyorum. Daha doğrusu düşüncede de bile hamlesi diyelim.

Hakkımda aşağı yukarı hepiniz bir fikir sahibisiniz. Engelli bir bireyim. Gerek çalışma hayatımdaki tempom gerek sosyal yaşamımdaki hiperaktif yaşam stilim geçirdiğim talihsiz bir rahatsızlık sebebiyle (sebeplerini, niye, niçin, nasıl lara değinmeye gerek görmüyorum.) beni adeta halk söylemiyle etkisiz eleman sıfatına soktu. Durağan bir yaşam periyodu başladı benim için. Net standartları belli ki bunda alınacak gocunacak bir şey olduğunu da düşünmüyorum tipik etkisiz eleman modu.

Özellikle altını çizerek söylüyorum :  Bu tespitlerim asla ve asla bir isyan söylemi değil sadece tespit tir.

Sürece baktığımızda kolay olmayan bir süreçtir.

Ben ve benim konumumda olanların akıl almaz senaryolar, sözümona çözüm ürettiklerini sandıkları  aslında resmen kaçış diye adlandırdığım ayrıntılara değinmek istiyorum. Sebepleri ayrıntısına girmeksizin sözde kendimizce ki bana göre aptalca çareler arayışı dibe vurma anlamında. Çoğunlukta dış dünyaya kendini kapamak en belirgin bilinenlerinden olsa da durumu maalesef intihara meyledecek boyuta taşıyanlarda rastlamak mümkün.

Kendimi feda edip özeleştirimi yapmış halde bir şeyler yazacağım ve ne demek istediğimi daha iyi anlayacağınıza eminim. Üstte detayına girmeden bahse konu etmeye çalıştığım  atıl duruma düşmek, durağan moduna girmek, yardıma muhtaç olmak, duygusal olarak etrafına yük olduğunu sanmak vb. onlarca sebep bizleri çılgın şeyler yapmaya ( yapmaktaki amaç: bende kurtulayım onlarda kurtulsun bari bakış açısı)farkında olmadan itiyor. Evet evet itiyor. Maalesef bende böyle aciz düşüncelere saplanmadım diyemiyorum. Ama benim başta inancım olmak üzere sağduyulu sonuç analizleri yapabiliyor olmak gibi süper avantajlarım vardı. Avantajlarımı sonuna kadar kullandım ve sıyrıldım o düşüncelerden.

NASILMI?

1-      İnancım : evet inancım beni bildiklerimi gözden geçirmeye itti ki birçok ayet ve hadis bu manada net bilgi veriyordu insana.

2-      Sosyal statüm: sorumluluklarım, ailem, çocuğum. Yani böyle basit bir plan hamlesiyle kaçma teşebbüsünün devamını tahlil ettim. Yanlış bir hamle olacaktı da karar kıldım.

Kafamdan neler mi geçirmiştim?: dürüstçe yazacağım.

İNTİHARI DÜŞÜNEBİLECEK MEYİLLENME DURUM

Yalan söyleyemem bir ara dibe vurmanın bende pik yaptığı böyle aciz düşünceleride geçirmiştim kafamdan.

Kaldı ki bahse konu bu yeltenilmek istenilen sözümona fiil acaba o kişiyemi bir rahatlama sağlıyor? Üzerine saatlerce tartışılabilir diye düşünüyorum. Bana göre Hayır diye net fikrimi beyan edebilirim. Üstte de biraz değindiğim adeta kaçış diye net olarak değerlendirdiğim bu fiil sadece ve sadece gazete manşetlerine haber olmaktan öteye gitmeyecek bir acizlik olduğunu bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum. Tamamen bencil bir karakter tepkisidir.

 

 VE SONRA : İlhami sen kimsin ki yaradanın verdiği canı kendin sonlandırmak gibi bir hakka sahip olduğunu düşünebiliyorsun? Kaldı ki inancım gereği Rabbimizin bize verdiği vücudumuza  iyi bakmak, korumak vb. emrolunmuş bir sorumluluğumuz var. Ve benim bir kızım var. İleriki tarihlerde izdivaç yapacak. Ona babasıyla ilgili bir konu açılıp sorulduğunda ‘’ onun babası intihar etmişti utancını yaşatmamak, o sorumluluğu almak istemeyişim di. Ve geride kalan aile fertleri uzun bir süre bu eylemin utanç ve üzüntü sorumluluğuna girmemelerini istememdi.

Süratle dediğim gibi bu bakış açımla kendimi dibe vurmanın en üst seviyesi olan intihar kısmından kendimi arındırdım. Mücadele etmeye karar verdim. Bu mücadelem şuan yazdıklarım gibi insanlara olaylara farklı bir pencereden bakma imkanı verebilmek, faydalı olabileceğini düşündüğüm konularda bilgi paylaşımı yapmak vb. An itibarıyla bu tür negatif düşüncelerden kendimi, beynimi arındırdım ve dört elle hayata tutunmaya karar verdim. O rota üzerinde devam ediyorum.

İşte böyle dostlar. Yazdım işte. İçinden kim ne almak isterse o kısmını alır.

Sevdiğim ve inandığım bir sözle bitiriyorum.

AKILLI İNSANLAR, KENDİ YAPTIKLARINDAN, YAŞADIKLARINDAN DERS ÇIKARIP YOL HARİTASINI BUNA GÖRE DÜZENLEYENLERDİR. DAHA AKILLI İNSANLAR İSE BAŞKALARININ YAPTIKLARI, YAŞADIKLARI HATALARI, EKSİKLİKLERİ GÖZLEMLEYİP BUNDAN DERS ÇIKARABİLENLERDİR.