BEYİN-AKIL-PRATİK ZEKA

  • 2.08.2022 19:59

BEYİN/AKIL-ZEKA/PRATİK ZEKA-ÇÖZÜM ve  SONUÇ !

Bu günkü yazımı tüm insanlarda bulunan bazı organlarımız üzerinden şekillendirmeye karar verdim.

Aslında birbiriyle bağlı olan bu organlarımızı nasıl yönetiyoruz?

Bazı kaynaklar gerek bilimsel gerek felsefi olarak , Beyni bir donanım, Aklı zekayı da çözüm üreten bir yazılım olarak nitelendirir.

İnandığımız dinimiz İslam da bize kadar ulaşmış sahih kabul edilen rivayetlere göre  Beşeri mahluk (yaratılmışların en mükemmeli) tanımladığı biz insanlara Peygamber efendimiz (S.A.V.)den rivayet olunduğu üzere’’ ALLAH (C.C.) ın insanoğluna verdiği en değerli hediyenin Beyni ve Aklı’’ olduğunu ifade etmiştir.

Üstte de değinmeye çalıştığım kadarıyla  Beyin-Akıl-Zeka birbirini tetikleyen tamamlayan unsurlar olduğunu düşünüyorum.

Akıl çözüm oluşturma, Beyinle buna hükmetme kabiliyeti diye düşünüyorum. Tabi ki de kişinin bilgi, birikim, yetenek ve becerisi ile sentezleme kabiliyetinin devreye hızlı bir şekilde girmesiyle  çözüme ulaşılması olayıdır.

Bazı insanların kendini yetiştirmesi, öngörü isabet becerisi onları halk arasındaki tanımıyla ‘’Pratik zeka’’ diye bir üste çıkabildikleri yetenek olarak değerlendiriyorum. Dediğim gibi bu bir yetenek olduğu için herkeste görülemeyebilecektir.  Pratik olmaması bir suç, noksanlık  olmadığı gibi o şahsı ikinci sınıf statüsüne soktuğuna da inanmıyorum. Herkes her alanda başarılı olamayabilir ki bu bir gerçektir. Elbette pratik zeka kabiliyetine sahip kişilerin çözüme daha çabuk ulaştığı bilinen bir gerçektir. Benim şahsi kanaatim insan pratik zekalı olma konusunda kendini yetiştirebilir. Hatta yetiştirmelidir.  Peki bu nasıl olabilir dediğinizi duyar gibiyim. Buradan madde madde sıralamayı siz okuyucularıma saygısızlık yapmış kabul edeceğimden detaylandırmayacağım bunu sizlere bırakıyorum. Ama ipucu babında  iyi gözlemci olmaya çalışmak, çözüme giden yolların mutlaka bir alternatifi vardır ilkesi doğrultusunda hareket edebilmeye çalışmak çözümün önemli bir başlangıç parçası  diyebilirim.

Yazdıklarımı bir gözden geçirince pratik zeka kısmını biraz daha açmam gerektiği kanaati oluştu. Kesinlikle iddia edebilirim ki pratik zeka veya çözüm asla ve asla  halk arasındaki tanımıyla şark kurnazlığına dönüşmemelidir. Bana göre pratik çözüm üretmeninde gerek toplumsal gerek hukuksal gerekse insani ve ahlaki sınırları vardır. Olmalıdır. Yine hepimizin bildiği en azından duyduğu  kural vardır ya ‘’ senin özgürlüğün benim özgürlüğümün başladığı yerde biter’’ Bana göre isabetli bir söylem ki üstte belirttiğim hususları adeta özetlemiş diyebilirim. Basit örneklersem  özellikle hemen hepimiz şahit olmuşuzdur. Otobanlar, köprüler. Sözüm ona kurnazlar bütün sürücü ve araçları yok sayarak güvenlik şeridini gerine gerine ihlal etmeyi pratik zeka veya pratik çözüm sanırlar. Takdir edersiniz ki bu pratik çözüm asla değildir. Kural ihlalidir. Haksızlıktır. Benim okuyucularımın üzerine alınmayacağını bildiğim için düpe düz terbiyesizliktir diyorum. Veya nasılsa ambülans yolu açıyor zihniyetiyle peşine takılıp yol almak  kabul edilebilir hal ve hareketler değildir olmayacaktır. Ya da herhangi bir şey için sıraya girip kendi sırasının gelmesini beklemesi sırasında o şark kurnazlarının yandan kaynak yapma çabaları ki toplum olarak görebildiğim kadarıyla bu konuda hakkını yedirmeme bilincine vardık ve itirazlarla buna izin vermiyoruz şükür. Kaynak yapanlara karşı biraz bilinçlenmiş olsak da toplum olarak  maalesef yanlışa yanlış, haksızlığa haksızlık diyemediğimiz de ayrı bir gerçek diyebilirim.

Bazen o kadar basit, strezsiz, rahat alternatifli çözüm yolları varken hemen hepimizin  kendimizi çaresiz hissettiğimiz anlar olmuştur muhakkak. Böyle anlar da sakin olabilmek, panik yapmadan alternatif bakış açıları üretmek bizleri sonuç odaklı çözüme götüreceği net bir gerçektir.

Aslında yaşadığım basit bir olayı naklederek tespitlerimi taçlandırmak niyetindeydim ancak mevzu uzayıp sizleri sıkmama adına  bir başka makalemde o olayı nakletmeyi daha uygun buldum.

Uzman diyebileceğim bir dostumun bana bir öğretisini sizlere de önereceğim. Diyelim  bazen kendinizi gereksiz biçimde çaresiz hissettiniz. ‘’ işte o anda kullanabileceğeniz bir lavabo varsa yüzünüzünü bol suyla ( hani şoklarcasına) yıkayıp ,    bir yere oturup derin nefesler alıp durumu tersinden düşünmeye çalışın işte orda farklı bir yol daha olduğunu göreceksin’’ demişti. Denedim mi ben? Evet denedim. Faydasını da gördüm. Hatta bakış açımla ilgili yeni pencereler açabilme yetisi kazandım diyebilirim.

Belki tüm sıkıntılı haller de   başarılı sonuçlara ulaşamayabilirsiniz ama size yeni bir bakış açısı kazandıracağı kesindir, Ve bunu huy edindiğinizi düşünüyorum ki bu avantaj değilse ne olabilir?

Bir dönemin pop şarkısıyla hayatımıza giren ağızlarımıza pelesenk olmuş ‘’ hişt hişt sakin ol, sinirlerine hakim ol’’ diyordu Sertap Erener. Negatif enerji yüklü olduğumuz zamanları özetlemiş sanki değimli?Kişi aşağı yukarı kendisinin ruh halini bilir den yola çıkarsak negatif enerji yüklü bir insanın davranışları da otomatik olarak negatif gelişecektir.  İşte burada böyle durumlarda uzmanın tavsiyelerini aklınıza getirip uygulamak belki sizi sonradan pişman olacağanız  hatalardan uzak tutacaktır.  Kimbilir?  Kulağınızın arkasında bulunsun işte.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Objektif Gazetesi (www.duzceobjektif.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar