• 5.05.2022 17:21
  • (3)

Son yapılan kabine toplantısında yapılan açıklamalarda piyasadaki aşırı fiyat artışlarının dünyanın içinde bulunduğu sıkıntılardan kaynaklandığı söylendi. O haberi dinlerken aklıma takılanlar oldu ve aklıma takılanları sizlerle paylaşayım istedim.

Son yapılan kabine toplantısında yapılan açıklamalarda piyasadaki aşırı fiyat artışlarının dünyanın içinde bulunduğu sıkıntılardan kaynaklandığı söylendi. O haberi dinlerken aklıma takılanlar oldu ve aklıma takılanları sizlerle paylaşayım istedim.

1- Bir zamanlar (20 sene önce) dünyaya şeker ihraç eden bir ülke halinde iken bugün tam tersi oldu ve şeker ithal eden (alan) ülke haline geldik. Topraktan uzaklaştık, üretimi durdurduk. Şeker fabrikalarını ve arazilerini sattık. Bu arazileri imara açtık ve konutlar diktik. Şimdi bu fabrikaları yeniden kurmak imkanından da mahrum kaldık. Malumunuz ithalat/dış alım TL üzerinden yapılmıyor. ABD doları üzerinden yapılıyor. Dün 1 dolara aldığımız şeker 9 TL yapıyordu, bugün ise 1 dolara aldığımız şeker 15 TL yapıyor. Dolar yükseldikçe bizim şeker fiyatları da yükseliyor. Eğer fabrikaları kapatmasak şekerimizi kendimiz üretse idik bu fiyat artışları bu kadar olmayacaktı. Bu kadar basit bir konuyu iktidarın farklı yönlere çekip yorumlamaya çalışmasını anlayamıyorum.

2- İktidar yaptığı açıklamalarda çiftçilerimizin arazilerini ekmelerini ve üretim yaparak ekonomiye yarar sağlamaları gerektiğini söylemekte. Söylem haklı tabi. Üretim yapmadan ekonomiyi ayakta tutmak mümkün olmaz. Ama bakalım çiftçi üretimi nasıl gerçekleştirsin. Diyelim ki buğday ekeceksiniz. Önce tohum almanız gerek. Yerli tohumu kullanmayı yasaklamıştınız. Dışardan ve de özellikle İsrail’den tohum alacaksınız. Tabi dolarla alacaksınız. Dolar kuru yükseldikçe tohum fiyatları da yükselmekte. Kendi tohumunuzu üretmediğiniz için ithal tohumu pahalıya alacaksınız. Tarlanızı ekebilmek için traktöre ihtiyacınız var. Sadece traktör değil onun çalışması için yakıt ta gerekli. Yakıt dolarla alınıyor. Dolar arttıkça yakıt fiyatları da artıyor. Çiftçi tarlasını sürdüğünü tohum da aldığını kabul edelim. Verim alabilmesi için gübre kullanması lazım. Gübre dolarla alınıyor ve yurt dışından getirili yor. Dolar arttıkça gübre fiyatları da artıyor. Ama bizim gübre fabrikalarımız vardı. Kapatıldı. Neden, anla anlayabilirsen.

3- Fetöcülük terör kapsamına alınmış ve o guruba dahil olanlar da bir terörist gibi muamele görmekte. Terör ile kim ilgileniyorsa, ülkemizin aleyhine kim çalışıyorsa en büyük cezayı görmesinde bir problem yok. Evet terörist ise cezasını görmeli. Ama bir terörist başı ile boy boy resim çektirenleri de mükafatlandırmamalı. Benim yine anlayamadığım bir konu özellikle tarım ile ilgilenen bakanlıkta terör başı ile arzı endam edenler hep bir yerlere göreve getiriliyorlar. Neden, ben anlayamadım.

4- Siyasetçilerimiz de bir başka doğrusu. Hepimiz bu ülkenin insanlarıyız. Biz birbirimizi ne kadar seversek ülke birliği de o derece kuvvetli olur. Ancak özellikle de iktidar siyasetçileri ayrıştırıcı bir dil kullanarak toplumun arasını germeleri gerekmez mi? Elbette öyle olması gerek. Dünyanın her yerinde insanlar farklı düşünürler ve bu farklılıklarını da bir topluluk halinde ortaya koyarlar. Bizdeki ayırımcılığa da anlam veremiyorum.

5- Ormanlarımız hızla tükeniyor. Gerek orman yangınları ve gerekse kesim sebebiyle ormanlarımız yok oluyor. Ancak yenisinin yetiştirilmesi konusunda ciddi bir çalışma olmuyor. Olanlar da göstermelik. Daha kötüsü de orman alanlarının zaman zaman orman alanı olmaktan çıkarılıp başka amaçlar için kullanılması. Ormanlar bir ülkenin akciğerleridir. Akciğerleri olmayan bir ülke nasıl yaşar?

Bu konular üzerinde ileride yazılarım devam edecek. Ancak bunları okurken sen “şucusun”, sen “bucusun” diye değil düşünerek ve anlayarak okunmasını tavsiye ederim.

Selam ve hürmetlerimle...